Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1137 E. 2013/14997 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1137
KARAR NO : 2013/14997
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez,şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı,kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.

Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Türkiye … Bankası Sanayi sitesi şubesi vekilinin banka adına, 25.02.2008 tarihinde … Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu şikayet dilekçesinde;… Komünikasyon Bilgisayar Elektrik Ltd Şti’nin yetkili temsilcisi tarafından, keşide edilen ve Yapı Kredi Bankası A.Ş … şubesine ait olan 22.09.2007 keşide tarihli 14.000 TL bedelli ve 27.09.2007 keşide tarihli ve 10.000 TL bedelli olan 2 adet çeklerin kendilerine verildikten sonra yasal süresi içerisinde bankaya ibrazlarında karşılıksız kaldığını, söz konusu çeklerin bankaya kredi borçlusu olan… Metal Eşya Sanayi Ticaret A.Ş yetkilisi olan sanık tarafından, kullandığı krediler nedeniyle var olan borcuna karşılık olarak bankaya ciro yoluyla devrettiğini, bu nedenle yasal hamilin de banka olduğunu iddia etmesi üzerine soruşturmanın başladığı,… Komünikasyon Bilgisayar Elektrik Ltd Şti’nin vekilinin, 08.02.2008 tarihinde icra hukuk mahkemesine başvurarak çeklerdeki gerçek keşide tarihlerinin tahrif edildiğini, gerçek çek tarihleri dikkate alındığında çeklerin ibraz sürelerin geçirildiğini, bu haliyle çeklerin kambiyo senedi olma özelliklerini kaybettiğini belirterek çekler ile ilgili olarak … 4.İcra Müdürlüğünün 2008/646 numaralı dosyası ile Türkiye … bankası tarafından yürütülen icra takibinin iptalinin istenmesi üzerine; yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; 22.09.2007 olarak görülen çekteki keşide tarihinin ay bölümünde bulunan 9 rakamının 5 rakamı üzerinde oynama yapılarak 9 rakamına dönüştürüldüğü, 27.09.2007 tarihli çekteki ay bölümünde bulunan 9 rakamının 4 rakamı ile oynama yapılarak 9 rakamına dönüştürüldüğü dikkate alınarak ibraz müddeti geçirildiği anlaşıldığından kambiyo senedi niteliği taşımayan çeklere dayanılarak takibe girişildiği anlaşılmakla takibin iptaline dair karar verildiği, söz konusu kararın da Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 20.11.2008 tarihinde onandığı, 15.04.2008 tariihli bilirkişi raporunda; Grafoloji ve sahtecilik uzmanı tarafından incelenen çekler neticesinde düzenlenen raporda; 22.09.2007 olarak görülen çekteki keşide tarihinin ay bölümünde bulunan 9 rakamının 5 rakamı üzerinde oynama yapılarak 9 rakamına dönüştürüldüğü, 27.09.2007 tarihli çekteki ay bölümünde bulunan 9 rakamının 4 rakamı ile oynama yapılarak 9 rakamına dönüştürüldüğünün tespit edildiği, çeklerde bulunan keşide tarihlerini gösteren rakamlarda tahrifatın olduğunun tespit edildiği, 27.09.2007 keşide tarihli çekteki yapılan tahrifatın aldatma kabiliyetini haiz olduğu, 22.09.2007 keşide tarihli olan çekteki tahrifatın ise aldatma kabiliyetini haiz olmadığının, çekler üzerinde keşide tarihlerinde belirtilen şekilde oynama yapıldığının belirlendiği, sanığın bu şekilde dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;

1-Resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Dolandırıcılık suçuna ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde;
…Metal Eşya Sanayi Ticaret A.Ş yetkilisi olan sanığın söz konusu çekleri, bir ticari alışverişe istinaden katılan …’tan aldıktan sonra ibraz süreleri geçmiş olan çeklerin keşide tarihlerinde tahrifat yaparak sahte olarak değiştirdikten sonra, kullandığı krediler nedeniyle var olan borcuna karşılık olarak … Bankası’na ciro yoluyla devrettiği, bu nedenle banka aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçunun mağdurunun … olduğu, bankaya ibraz edilen çeklerin karşılığının bulunmaması nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığından haksız menfaatin gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında; dolandırıcılık suçunun tamamlanmadığı gözetilmeden, tamamlanmış suçtan dolayı sanık hakkında hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.