Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/11576 E. 2014/5129 K. 19.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11576
KARAR NO : 2014/5129
KARAR TARİHİ : 19.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/37763
MAHKEMESİ : Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/12/2009
NUMARASI : 2009/115 (E) ve 2009/473 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz isteminin sanık M.. T.. hakkında kurulan hükme yönelik olduğu belirlenerek bu sanık hakkındaki hükme hasren yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir.Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için,ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür.Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır.
Sanık M.. T..’ün T.. Kağıtçılık ve Kırt. San. Tic.Ltd. Şirketinin yetkilisi ve ortağı olduğu, yanında çalışan işçileri olan ve haklarındaki karar temyiz edilmeyen sanıklar F.. U.. ve T.. D..’den ayrı ayrı vekaletname alarak, bu kişiler adına çek karneleri aldığı, vekaletnamelerdeki yetkiye dayanarak adı geçen kişiler adına düzenlediği, toplam değeri 148,750,00 TL olan 11 adet çeki, katılandan aldığı mal karşılığında ciro ettiği, çeklerin vadesi geldiğinde hesaplarında herhangi bir para bulunmayan sanıklardan F.. U..’ın kendisi ve F.. U.. adına vekaleten sanık tarafından çeklerin ellerinden rızaları hilafına çıktığını belirterek, keşideci sıfatıyla bankaya ödemeden men talimatı verdikleri, keşidecinin talimatı doğrultusunda karşılığının ödenmediği, olayda;
Sanık T.. D..’in sanığın kendisinden banka işlemlerini hızlandırılması gerekçesiyle vekaletname aldığını belirtmesi ve çeklerin keşidecisi de ciro edende sanık olmasına rağmen sanığın keşideci imzalarını ciro imzalarından farklı olarak atarak çekleri bizzat diğer sanıklar keşide etmiş gibi izlenim oluşturduğu, çeklerin katılan tarafından bankaya ibraz tarihinden önce de çeklerle ilgili olarak geçerli bir sebebe dayanmadan çeklerin rıza dışı elden çıktığını beyan ederek çekler üzerine ödemeden men talimatı verdirdiği, sanığın bu şekilde hileli hareketle, katılan zararına kendisine haksız menfaat sağladığı anlaşıldığından sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.