Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/11669 E. 2012/42642 K. 03.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11669
KARAR NO : 2012/42642
KARAR TARİHİ : 03.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılana ait cep telefonu alım- satımı yapan işyerinde bulunan işçi …’a telefon almak istediğini beyan edip elinde telsiz ve üzerinde polis arması bulunan yelekle gelerek polis görüntüsü oluşturup üç adet telefon seçtiği, cep telefonundan emniyeti aradığı birine “telefonları aldım getireyim mi ” diye söyleyip, daha sonra …’a birlikte Emniyet Müdürlüğüne gidelim dediği birlikte sözkonusu Emniyet Müdürlüğü’ne yaklaştıklarında sanığın müştekiye “sen binanın ikinci katına çık Emniyet Müdür yardımcısından 250 Euro al dediği” müşteki kabul etmeyince tekrar işyeri önüne kadar geldikleri sanığın bu defa seçip elinde bulundurduğu 3 adet cep telefonundan
bir adedini müştekiye vererek, sen bunu göster ve gel ben bekliyorum diyerek müştekiyi Emniyet Müdürlüğü’ne gönderdikten sonra elinde bulunan 880 TL değerindeki iki adet telefonla birlikte ortadan kaybolduğu anlaşıldığından dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezasının yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Dolandırıcılık suçundan ceza tayin edilirken suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK’nun daha lehe olduğu değerlendirilerek uygulama yapıldıktan sonra, suç tarihinde yürürlükte olmayan ve aleyhe sonuç doğuran aynı kanun 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA;fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 100 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine ” 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, yazılmak ve hüküm fıkrasından, tekerrür hükümlerinin, mükerrilere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanacağına ilişkin paragrafların tamamen çıkartılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.