YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11776
KARAR NO : 2014/5307
KARAR TARİHİ : 20.03.2014
Tebliğname No : 6 – 2010/144208
MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/06/2009
NUMARASI : 2007/971 (E) ve 2009/567 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen müşteki şirket vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan M.. Kargo Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş’nin Ankara acentesi olarak çalışan sanığın, katılan şirket adına müşterilerden tahsil ettiği 15.565,79 TL parayı sözleşme hükümlerine göre şirket hesabına yatırması gerekirken uhdesinde tutarak mal edindiğinin iddia edildiği olayda, sanığın aşamalardaki ifadesinde, acentelik sözleşmesi yapılırken katılan şirket tarafından kendisine mal ve malzeme satıldığını, bunun karşılığında katılan şirkete 69.888,70 TL para verdiğini, acentelik sözleşmesi sona erdiği halde katılan şirketin parasını veya satın almış olduğu malzemeleri geri vermediğini, ihtilafın hukuki nitelikte olduğunu, atılı suçlamayı kabul etmediğini, bu olayla ilgili olarak İstanbul Hukuk Mahkemelerine dava açacağını beyan etmesi karşısında,sanık tarafından katılan şirket aleyhine bu çerçevede açılmış herhangi bir hukuk davası olup olmadığının araştırılması, varsa getirtilip incelenmesi sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.3.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.