YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11964
KARAR NO : 2014/5100
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/85289
MAHKEMESİ : Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/05/2009
NUMARASI : 2008/218 (E) ve 2009/313 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların, hakkında kamu davası açılmayan Y.. A.. ile birlikte Y.. A.. Kumaşçılık Tekstil Sanayii ve Ticaret A.Ş.’nin ortağı oldukları, dosyada mevcut imza sirkülerine göre bu şirkete ait çeklerin, her üç ortaktan herhangi ikisinin müştereken atacakları imza ile keşide edilebileceği, buna rağmen sanık M.. H.’nın T.. Denizli Şubesine ait çeki, 08.01.2008 tarihli 46.000 TL bedelli olarak doldurup tek başına keşide ederek Ö.. Tekstil Ltd. Şti. adlı firmaya verdiği, 26.09.2007 tarihinde takas işlemine konu edilen söz konusu çek için daha önceden sanıklar tarafından TTK’nın 711. maddesine göre ödemeden men talimatı verildiğinden çek bedelinin ödenmediği ve sanıkların bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda;
1) Sanıkların savunmalarında, suça konu çeki vermiş oldukları Ö.. Tekstil ile aralarında ticaret ilişkisi bulunduğunu, kendilerine benzer şekilde tek imzalı çek verdiklerini ve o çeklerde herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, Ö.. Tekstil yetkililerinin Şekerbank’tan almış oldukları teminata karşılık suça konu çeki verdiklerini, daha sonra Ö.. Tekstil firmasının ekonomik krize girmesi üzerine ileri tarihli olarak keşide ettikleri pek çok çekin bankalardan sorulduğunu, bu nedenle ödemeden men talimatı verdiklerini beyan etmeleri, Ö.. Tekstil Firmasında çalışan tanık S.. G..’nin de ifadesinde, sanıklara ait şirkete sattıkları mallar karşılığında çek aldıklarını, çekleri bazen sanık M.. H.. bazen de sanık Rıdvan’ın tek başına imzaladığını, çalıştığı dönem içerisinde çeklerle ilgili bir sorun yaşamadıklarını, çeklerin çift imzalı olması gerektiğini bildiklerini ancak sorun çıkmadığı için tek imzalı olarak kabul ettiklerini beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, öncelikle sanıkların Ö.. Tekstil firmasıyla ticari ilişkileri olup olmadığı ve var ise daha önceden tek imza ile keşide edilmiş çek verilip verilmediğinin araştırılması, ilgili bankalardan sanıklardan herhangi birisi tarafından tek başına keşide edilmiş çeklerin karşılığının ödenip ödenmediğinin sorulması, ayrıca atılı suçun iddianame ve gerekçeli karara göre Şekerbank’a karşı işlendiği kabul edilmiş ise de, sanıkların suça konu çeki Ö.. Tekstil firmasından aldıkları mal karşılığında vermeleri nedeniyle suçtan zarar gören Ö.. Tekstil firması yetkilisinin beyanı alınarak, sanıklarla aralarında ticari ilişki olup olmadığı ve çift imza gerektiğini bilip bilmediğinin sorulması ve katılma hususu hatırlatılarak bu konuda da beyanı alındıktan sonra suça konu çekle ilgili Denizli Ticaret Mahkemesi’ndeki menfi tespit davasına ilişkin dosyanın da getirtilip incelenmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezasının gün karşılığı belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde doğrudan haksız elde olunan menfaatin iki katı esas alınmak suretiyle karar verilmesi,
3) İddianame ve hükmün gerekçesine göre 46.000 TL’lik tek bir çek nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğunun kabulü ile hapis cezasının alt sınırdan verilmesine rağmen, elde edilen haksız menfaatin dört katı olacak şekilde adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.