YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12106
KARAR NO : 2013/14224
KARAR TARİHİ : 26.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
5237 sayılı TCK’nın 25/2. Maddesinde, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmeyeceğinin hüküm altına alındığı, bu açıklamalar çerçevesinde somut olayda; sanık …’ın resmi nikahsız eşi sanık …’ın hamile olduğu, doğum yapmak için … Doğum ve Çocuk Hastanesi’ne gittikleri, ancak sanık …’in herhangi bir … güvencesinin olmaması nedeniyle sanık …’ın, abisinin eşi sanık …’a ait yeşil kartı alarak hastaneye sanık …’in yeşil kartı alarak verdiği ve hastaneye giriş işlemlerini yaptırdığı, böylece sanıkların hileli hareketlerle devleti zarara uğrattığının iddia edildiği olayda; maddi durumları iyi olmayan ve sosyal güvenceleri bulunmayan sanıkların doğum nedeniyle hastaneye başvurdukları, anne ve doğacak çocuğu muhakkak bir tehlikeden kurtarma zorunluluğu karşısında bu yaşamsal tehlikeden korunmak ve doğumu gerçekleştirmek amacıyla başkasına ait … karnesini kullandıkları eylemde, TCK’nın 25/2. maddesinin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla mahkeminin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.