Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12117 E. 2013/156 K. 14.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12117
KARAR NO : 2013/156
KARAR TARİHİ : 14.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanık … ile katılan …’in de hissedar oldukları tarlada bulunan söğüt ağacının sanıklar tarafından kesilerek mala zarar verme suçunun işlendiğinin iddia edildiği somut olayda;
A-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılanın soyut iddiası dışında, sanığın atılı mala zarar verme suçunu işlemediği yönündeki savunmasının aksini ispat eder, mahkumiyetini gerektirir, her türlü şüpheden uzak, kesin, açık ve somut delil bulunmaması karşısında beraatine karar verilmesi gerekirken, sanığın savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
B-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26.maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (sözde sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir.
Açıklanan nedenlerle, kesilen ağacın bulunduğu tarlanın sanık ve katılanın da aralarında bulunduğu hissedarlara ait olması, sanığın savunmalarında suça konu ağacın fiili taksim sonucu kendi kullanımında olan yerde olduğunu bildirmesi karşısında,
öncelikle suça konu söğüt ağacının bulunduğu yerin fiili taksim sonucu kimin kullanımında olduğu yerinde yapılacak keşifte dinlenecek mahalli bilirkişi veya tanık anlatımları ve bilirkişi incelemesi ile saptandıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ve yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.