Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12245 E. 2013/239 K. 15.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12245
KARAR NO : 2013/239
KARAR TARİHİ : 15.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tebliğnamede, … ve … da sanık olarak gösterilmiş iseler de, bu sanıklar hakkında verilen beraat kararı yönünden bir temyiz isteminin bulunmadığı dikkate alınarak sanıklar …, … ve … haklarında verilen mahkumiyet kararıyla sınırlı olarak yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Katılanın … plaka sayılı otobüs içerisinde kız arkadaşı … ile birlikte iken, iddiaya göre, araçta uygunsuz olarak oturmaları ve yakınlaşmaları nedeniyle sanıkların durumu polise haber verdikleri, bu sırada katılanın aracı hareket ettirerek olay yerinden uzaklaşmaya çalıştığı sırada, sanıkların buna engel olmak için araca sopalarla saldırmaları sonucu aracın camında ve kaportasında kırıklar oluştuğu, bu şekilde sanıkların mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, suçun işlendiği gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanıkların soruşturma aşamasında, katılan ve kız arkadaşının çıplak olarak araçta oturduklarını belirtmelerine rağmen, yargılama aşamasında, bu kişilerin çıplak olmadıklarını, sadece yakınlaştıklarını belirterek çelişkili ifade vermeleri, katılan ve kız arkadaşının olayı kabul etmemesi, mahkemenin hayasızca hareket suçundan delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı vermesi, bu nedenle böyle bir olayın meydana geldiğinin ispatlanamaması ve aksi kabul edilse bile, katılan ve arkadaşının eylemlerinin, sanıklar açısından tek başına haksız tahrik olarak değerlendirilemeyeceği, suçun doğrudan muhatabının sanıklar olmadığı, bu durumun, TCK’nın 29. maddesi anlamında şiddetli bir elem oluşturduğunun kabul edilemeyeceği dikkate alınarak bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 15/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.