Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1237 E. 2013/15411 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1237
KARAR NO : 2013/15411
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık … yanında babası … ve kardeşi … bulunduğu halde katılan …’nun işyerine giderek muhasebeci olan …’den numune yem istedikleri, daha sonra sanık …’in telefon açarak iki kamyon yem siparişi verdiği, malın tesliminde belirlenen tutarın ödenmesi konusunda anlaştıkları, katılan …’nin yem indirilirken sanıklardan Mehmet’ten anlaştıkları üzere parayı havale yaptırmak üzere bankaya gitmelerini istediği, sanığın yem indirilene kadar beklemesini söylemesine rağmen parayı vermediğinin iddia edildiği somut olayda;
1- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanıkların başlangıçtan itibaren katılana ait firmaya gitmediklerini söylemeleri ve yem siparişinin sanık … tarafından …’ye yapılması konusunda ihtilafın da bulunmaması karşısında …’nin “sanıkların her üçü birlikte yanıma geldiler, patronum … Bey ile görüştüler” şeklinde beyanda bulunurken katılan …’nun soruşturma aşamasında Jandarma’da sanıkların geldiğini söylerken kovuşturma aşamasında hakim önünde sanıkları hiç görmediğini anlatması karşısında beyanları arasındaki çelişki giderilerek, giderilecek hangi beyana değer verildiği açıklanıp sanıkların başlangıçta bulunmadıklarının kabulü halinde yemlerin teslimi sırasında olay yerinde bulunmalarının dolandırıcılık suçunun hile unsurunu ne şekilde oluşturduğu denetime elverişli şekilde gösterildikten sonra sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.