YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12600
KARAR NO : 2014/4876
KARAR TARİHİ : 17.03.2014
Tebliğname No : 15 – 2011/262415
MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/06/2011
NUMARASI : 2010/1065 (E) ve 2011/535 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Denizcilik Müsteşarlığı’nda çalışırken işlediği suçlardan dolayı görevinden ayrılmak zorunda kalan sanığın, değişik vesilelerle tanıdığı şikayetçilere devlet dairelerinde hatırı sayılır bir kişi olduğunu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nde irtibatlı olduğu kişileri kullanarak kendilerini işe aldıracağını söyleyerek bir takım belgeler ile İ.. D..’den 1.000,00 TL, İ.. G..’den 1.100,00 TL, H.. D..’den 1.000,00 TL, C.. D..’den 850,00 TL olmak üzere para alarak izini kaybettirdiğinin iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağına ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinde yer alan düzenleme de nazara alınarak; birbirlerini önceden tanıyan şikayetçilerin dilekçelerini ortak vermeleri ve dosyadaki ifadelerden sanığın şikayetçilerden aynı anda mı yoksa değişik zamanlarda mı para isteyip aldığının açık ve net bir şekilde anlaşılamaması nedeniyle; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, şikayetçilerin yeniden beyanlarına başvurularak, sanığın kendilerine yönelik hileli hareketleri ve menfaat teminini aynı anda yapıp yapmadığının açıklattırılmasından sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Katılan H.. D..’nin 24.03.2011 tarihli oturumda vermiş olduğu ifadesinde, sanığın kendisine 400,00 TL’yi iade ettiğini belirtmesi karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi kapsamında, katılana kısmi ödeme nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediğinin sorulup, diğer şartların da değerlendirilmesi suretiyle anılan maddenin 1. fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanılarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.