YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12690
KARAR NO : 2014/5006
KARAR TARİHİ : 18.03.2014
Tebliğname No : 15 – 2012/206340
MAHKEMESİ : İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/02/2012
NUMARASI : 2010/505 (E) ve 2012/237 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyiz harcı tahsiline dair 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13 ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 1/a bendinin, Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 20/10/2011 gün ve 2011/154 esas, 2011/142 sayılı kararı ile iptal edilmesi ve inceleme tarihi itibariyle de temyiz harcı alınamayacağının anlaşılması karşısında, temyiz talebinin reddine dair 13/06/2012 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın oğlunun Aydın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda olduğunu öğrenen sanığın, katılanın evine giderek emekli gardiyan olduğunu, kendisinin yeğeni ile katılanın oğlunun aynı cezaevinde bulunduğunu, yeğenine yardımcı olmasından dolayı oğluna yardım etmek istediğini, dosyasının temyizden daha çabuk dönmesini ve kendisine cep telefonu vermesi halinde, bu telefonu cezaevine sokarak oğlu ile rahatça konuşmasını sağlayabileceğini beyan etmek suretiyle katılanı aldattığı ve katılandan bir adet cep telefonu ile Aydın’a gitmek için yol parası olarak 50 TL aldıktan sonra ortadan kaybolduğu anlaşılmakla; eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, şikayetçinin beyanının alındığı tarih olan 23/03/2011 tarihinden sonra, Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesince alınan 20/05/2011 tarihli ifadesinde, katılandan aldığı cep telefonunu ve 50 TL’yi iade ettiğini beyan etmesi karşısında, katılandan zararın giderilip giderilmediği, telefonun önceden polis tarafından yapılan üst aramasında ele geçirilerek katılana iade edildiği de gözetilerek, paranın ödenmesi halinde kısmi iadenin olması durumunda da sağının TCK’nın 168. maddesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması konusunda rızasının bulunup bulunmadığı sorularak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/03/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.