Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12856 E. 2014/4810 K. 17.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12856
KARAR NO : 2014/4810
KARAR TARİHİ : 17.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/86695
MAHKEMESİ : Sincan 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/05/2009
NUMARASI : 2008/770 (E) ve 2009/362 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin, S.. Perşembe Pazarı’nda park halinde bulunan ve plakasını bilmediği 1991 model Kartal marka otonun camında satılık ilanı yazısını gördüğü, aracın camında yazılı olan telefon numaralarını aradığında, ismini Süleyman olduğunu söyleyen sanığın telefona çıktığı, sanığın, müştekiye “aracın yanında bekle geliyorum” dediği, pazarlık yaparak 5,000 TL’ye anlaştıkları, sonra Sincan 3. Noterliği’ne gittikleri, müştekinin sanığa, ilk aşamada, 2.500 TL para, bir adet cumhuriyet altını ve Nokia 62 30 marka bir cep telefonu verdiği, sanığın, “telefonu telefoncuya, altını da kuyumcuya gösterip geleyim” diyerek noterlikten çıkıp gittiği, müştekinin de noterde beklemeye başladığı, fakat sanığın, geriye dönmeyerek ortadan kaybolduğu, yapılan araştırmada, … plaka sayılı aracın, aslında başkasına ait olduğu, sanığın, rastgele bir araca ilan asarak telefon numaraları bıraktığı, bu numaraların da, sanığın tanıdığı tanık Hasan isimli kişiye ait olduğunun belirlendiği, böylece sanığın hile yapıp haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanık, yargılama sırasında alınan ifadesinde, katılanı tanımadığını, anlatılan olayların doğru olmadığını belirtmesi, müştekiye soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendisini dolandıran şahsın sanık olup olmadığı hususunda herhangi bir canlı teşhis de yaptırılmamış olması karşısında, müşteki ile sanığın mahkemede yüzleştirilerek dolandırıcılık yapan kişinin sanık olup olmadığının kesin olarak belirlemesi , bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli yeni çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek kesin teşhisinin sağlanmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiren, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, olup sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.