Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/129 E. 2013/13602 K. 19.09.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 01.02.2024 17:18
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/129
KARAR NO : 2013/13602
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Suç tarihinde sanık ...'ın, ... Doğum Hastanesi Baştabipliği'nde görevli doktor ... tarafından, ablası ...'ın ... Eğitim Hastanesi'ne 14.06.2007 tarih
ve 1814 protokol numarası ile sevk edildiğine dair evrakı imzalatmak isterken durumun anlaşılması üzerine kaçtığı ve sanıkların iştirak halinde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edildiği somut olayda;doktor imza, mühür, kaşesi ile herhangi bir sayı bulunmayan, bilgisayar çıktısı olan suça konu belgenin iğfal kabiliyetinin bulunmadığı, sanık ...'ın teşhis edilememesi karşısında belgenin kim tarafından düzenlendiği ve kullanılmak istendiğinin de kesin olarak tespit edilemediğinin kabulü ile sanıkların beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.