Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/130 E. 2013/13652 K. 19.09.2013 T.

Yayınlanma Tarihi: 01.02.2024 17:11


YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/130
KARAR NO : 2013/13652
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi



Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın katılanın satılık aracına müşteri olup, 8500 TL peşin paraya almak üzere anlaştığı ve aracı eşinin adına alacağını söylemesi üzerine, katılanının parayı aldığında vermek üzere vekaletname çıkardığı, ertesi gün buluştuklarında sanık, paranın bir kısmının bankada olduğunu, kalanı ise eşinin bileziklerini bozdurduğunda vereceğini söyleyerek, parayı almak için katılandan aracı aldığı ve geri dönmediği, bilahare notere gidip vekaletnamenin suretini çıkartan sanığın katılanın şikayeti üzerine ...'da yakalandığı anlaşılmakla, hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
03.08.2007 tarihli yakalama tutanağına göre sanığın, katılanın kendisini şikayet ettiğini öğrendiğinde bizzat emniyete teslim olduğunun anlaşılması, 24.09.2007 tarihli duruşmada suçunu ikrar etmesi ve dosya içeriğinde sabıkası bulunmayan ve sanığın olumsuz bir tavrına dair delil bulunmaması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınarak takdirin kullanılmasıyla alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.