Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13138 E. 2014/5551 K. 25.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13138
KARAR NO : 2014/5551
KARAR TARİHİ : 25.03.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/238526
MAHKEMESİ : Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/02/2011
NUMARASI : 2009/465 (E) ve 2011/26 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
1-Somut olayda; avukat olan sanığın, katılanın vekili sıfatıyla Ankara 5. Aile Mahkemesi dosyasında katılan tarafından eski eşi aleyhine açılan boşanma ve nafaka davasını takip ettiği, anılan mahkemenin 13.04.2006 tarih ve 2006/394 karar sayılı ilamı ile tarafların boşanmalarına ve davacı M.. B.. lehine nafakaya hükmedildiği, sanığın bu karara dayalı olarak alacaklı vekili sıfatıyla icra takibi başlattığı, tahsil ettiği nafaka bedellerini teslim etmeyip uhdesinde tuttuğu iddia olunan olayda, sanığın savunmasında katılanın boşanma davasını takip ettiğini, katılanla aralarındaki anlaşma gereğince 2000 TL vekalet ücreti alması konusunda anlaştıklarını, takip nedeniyle tahsil ettiği parayı vekalet ücretine mahsuben uhdesinde tuttuğunu, kendisinin arkadaşı, katılanın da eniştesi olan R.. G..’in de bu olaylara şahit olduğunu belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tesbiti bakımından, katılanın davacı olduğu boşanma davasına konu dosya getirtilip incelenerek, sanığın dosyada katılanın vekili olarak görev yapıp yapmadığı, sanığın katılan tarafından mı yoksa baroca mı görevlendirildiğinin belirlenmesi, R.. G..’in açık kimlik bilgileri tespit edilerek sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisi nedeniyle belirlenen bir avukatlık ücreti olup olmadığı konusundaki bilgisinin sorulması, ayrıca katılandan da sanıkla aralarında boşanma davası ile ilgili yazılı ya da sözlü avukatlı ücretine ilişkin anlaşma bulunup bulunmadığı ve varsa bu ücretin ödenip ödenmediği, ödendi ise ne şekilde ödendiği hususları sorulup tespit edilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E, 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,
3- 5237 sayılı TCK’nın 51/3. maddesindeki, cezası ertelenen hükümlü hakkında bir yıldan az denetim süresine hükmedilemeyeceğine dair düzenlemeye muhalefet edilerek sanık hakkında “22 ceza süresi kadar” denilmek suretiyle ceza süresi olan 10 ay denetim süresi belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.