Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13299 E. 2013/1623 K. 30.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13299
KARAR NO : 2013/1623
KARAR TARİHİ : 30.01.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına Zarar Verme, Kamu Görevlesine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda, sanığın alkollü vaziyette Fatih Polis Merkezine gittiği ve görevli polis memuruna bir müracaatı olduğunu beyan ettiği, müracaatının konusu sorulduğunda siz beni tanımıyor musunuz? beni karakolda hepsi tanır diyerek ikinci kata yöneldiği, görevli memurun yukarıda kimse yok, evine git demesi üzerine, sanığın beni buradan hiç bir güç çıkaramaz çıkartabiliyorsanız hadi çıkarın, ben burada çok sabahladım cam çerçeve kırdım,Konyanın bütün hırsızlarını buraya toplayacağım dediği, kapı ve duvarlara tekme ve yumruk atarak görevli bekçiye “ulan bekçi bana çay sigara yok mu, bana niye hizmet etmiyorsun” diye bağırdığı, sanığa oturması ve sakinleşmesi söylendiğinde görevli polislere sinkaflı küfürler ettiği ve kendisini yerlere attığı, bu nedenlerle nezarete konulduğu sırada parmaklıkların dışında bulunan battaniye dolap kapısının menteşe aksamını ve nezarette bulunan şüphelilerin oturup uyudukları bankın suntalarını kırdığı şeklindeki eylemlerinin kamu malına zarar verme, hakaret suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, görevli polis memuruna karşı, aynı suç işleme kararı ile ve tek fiille hakaret suçunu işlediği anlaşılmakla; cezanın, sadece 5237 sayılı TCK.nın 43/2.maddesi yollamasıyla 43/1. fıkrası gereğince artırılması gerekirken, kurul halinde çalışmadıkları halde uygulama yeri bulunmayan aynı yasanın 125/5 maddesinin yollamasıyla 43/1.maddesi gereğince cezada artırım yapılması, sonuç cezayı değiştirmeyeceğinden;sanığın hakaret suçunu alenen işlediğinin anlaşılması karşısında hüküm tesis edilirken 5237 Sayılı TCK.nun 125/4.maddesinin uygulanmaması ayrıca dosya içerisindeki adli sicil kayıtlarına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususları aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 30.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.