YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13324
KARAR NO : 2014/5714
KARAR TARİHİ : 27.03.2014
Tebliğname No : 11 – 2009/41427
MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/12/2008
NUMARASI : 2008/1010 (E) ve 2008/1404 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Teyze çocukları olup B.. adlı eczanede birlikte çalışan mağdurelere kendini Terörle Mücadele Şubesi’nde çalışan başkomiser-polis olarak tanıtan ve bu şekilde davranışlar sergileyen, adli emanete alınan, mağdurelerin bir biçimde görmelerini sağladığı bir adet metal polis kokartı ve kuru sıkı tabanca ve ekini kullanmakla zaman içinde, işyerine gelip gittikçe güven ortamı oluşturan ve gerçekte polis olmayan sanığın, aynı ortamda olan mağdurelerden geri ödemek üzere ayrı ayrı belirli miktarlarda paraları alıp iade etmemesi eyleminin “dolandırıcılık” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İddianamenin 15/07/2008 tarihinde tanzim edildiği, mağdurelerin zararlarının 16/07/2008 tarihi itibariyle giderildiği iddianameninin gönderildiği Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/278 no’lu esasına kaydettiği, anılan iddianame için CMK’nın 175/1-2 maddesine göre “kabul” kararı vermeksizin, duruşma günü belirlemeksizin 21/07/2008 tarihinde görevsizlik kararı verdiği, bu kararla davanın Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/1010 E. no’suna alınıp fiilen kabul edilen iddianame ile 02/09/2008 tarihinde duruşma günü belirleyip, CMK’nın 191/1. maddesi gereğince 25/09/2008 tarihinde duruşmaya başladığı dosya kapsamından anlaşılmakla; “kovuşturma evresi” başlamadan önce zararlar giderilmiş bulunmakla sanık hakkında TCK’nın 168/1. maddesi yerine 168/2. maddesinin tatbik edilmesi suretiyle fazla ceza verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.