YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13377
KARAR NO : 2013/9842
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Hakaret, Kasten Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1) Sanık hakkında “kasten yaralama” ve “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
… 1.Sulh Ceza Mahkemesinde duruşması olan sanığın, katılan mübaşir …’ün mahkeme hakiminin talimatı ile önce tutuklu dosyalarını alması nedeniyle sırasının bir türlü gelmemesine sinirlenerek katılana saldırıp yumrukla yaralayıp, yakasından ve düğmelerinden tutup çekerek mübaşir kıyafetine zarar vererek “ulan beni niye duruşmaya almıyorsun” diyerek hakaret ettiği olayda mahkemenin “kasten yaralama” ve “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu cezanın artık adlî para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeyerek 5237 sayılı TCK.nun 50/2 maddesine aykırı davranılması hususu, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanık hakkında “nitelikli mala zarar verme” suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın duruşma sırasının kendisine bir türlü gelmemesine sinirlenerek mübaşirlik yapan katılanın mübaşir elbisesine zarar verdiği olayda, sanığın görevinden ötürü öç almak amacıyla hareket ettiğine dair dosya arasında herhangi bir delil bulunmamakta olup, sanığın sinirlenip bir anda gelişen olay esnasında mala zarar verme suçunu işlemiş olması karşısında eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 151/1 maddesinde düzenlenen basit mala zarar verme suçunu teşkil ettiği gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli mala zarar verme suçundan sanığın cezalandırılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.