YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13456
KARAR NO : 2013/18460
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın suça konu 93 parselde bahçesinin bulunduğu, 28/06/2005 tarihinde bu yere buğday ve mısır ektiğini beyan ederek arazi bilgileri formu düzenlediği, muhtar ve azaya onaylattığı, 26/04/2006 tarihinde 1283,80 TL prim desteği
ödemesi, 30/12/2005 tarihinde 443 TL hububat destekleme ödemesi aldığı, 22/03/2006 tarihinde mısır tohumu aldığına dair bir adet müstahsil makbuzu ibraz etmesi üzerine, 05/05/2006 tarihinde 75,60 TL sertifikalı tohumluk kullanım desteği ödemesi aldığı, Jandarma ekiplerinin 28/01/2010 tarihli tutanağına göre sanığın buğday ve mısır ektiğini belittiği parselde 20-40 yaş arası narenciye ağaçlarının bulunduğu tespit edildiği, belirtilerek sanığın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında:
Sanığın bahçesinin sınırları boyunca bulunan birer sıra portakal ağaçları arasında kalan yaklaşık 26 dekar alana mısır ve buğday ektiğini bunları fatura karşılığında sattığını belirtmiş olduğu, olay yerinde yapılan keşifte arazi üzerindeki ağaçlar arasında 30’ar metre mesafe olup sürülü vaziyette bulunduğu tarla vasfında olduğunun tespit edildiği bilirkişi raporunda suça konu arazinin 26.500.00 metrekare olduğu belirlendiği, Mahalli bilirkişinin sözkonusu yere mısır ekildiğini bildiğini beyan ettiği, hububat alımı işi yapan tanıkların sanıktan buğday ve mısır aldıklarını yıllarını hatırlayamadıklarını belirttiklerinin anlaşılması karşısında sanığın yüklenen suçu işlediği sabit olmadığından beraatına ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.