YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13757
KARAR NO : 2013/18522
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıklardan …’un, katılan …’un bacanak, diğer sanıklar … ile …’ın ise kardeş oldukları, sanık …’ın … İlinde bir avukatın yanında çalıştığı, katılan …’un … il merkezinde mermer ticareti ile iştigal ettiği, sanık …’un katılanın bacanağı olması nedeniyle olay tarihinden önce sık sık katılanın işletmesine gidip gediği, katılanın işyerinde bir
süre ücretli olarak çalıştığı, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek yaptıkları plan üzerine sanık …’ın boş bir kağıda katılanın imzasını fark ettirmeden attırıp daha sonra bu imzalı boş kağıdı diğer sanıklarla birlikte bilgisayar ortamında kambiyo senedine dönüştürüp üzerini 15.10.2007 ödeme ve 06.07.2007 tanzim tarihli, 55.000 TL bedelli, alacaklısı …, borçlusu … olarak doldurmak sureti ile tamamen sahte bir senet oluşturdukları, bu senet düzenlendikten sonra senedin arkasını suça sürüklenen …’ya “ …’a ödeyiniz” şeklinde ciro yaptırarak suça konu senedi icraya koymak üzere sanık …’a verdikleri, sanık …’ın senedi aldıktan sonra Çay İcra Müdürlüğünün 2008/564 esas sayılı icra dosyasında katılan … aleyhine icra takibi başlattığı iddia edilen olayda;
1-Dosyada mevcut 29.04.2009 tarihli Adli Tıp Raporunda, suça konu senet altındaki borçlu imzasının, katılan …’un eli ürünü olduğunun belirtilmesine rağmen, senedin sahteliğine yönelik herhangi bir inceleme yapılmaması, İzmir Kiriminal Polis Laboratuvarının 03.08.2010 tarihli Ekspertiz Raporunda ise, senetteki imzanın katılan …’a ait olduğu belirtilip senedin sahte olarak düzenlendiğinin tespit edilmesi karşısında, gerçeğin şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından, suça konu senedin sahte olup olmadığı yönünde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alındıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükümkurulması,
2-Sanıkların suça konu senedi icra takibine koymaları üzerine katılanın vekili aracılığı ile yaptığı itiraz üzerine icra hukuk mahkemesince icra takibinin durmasına karar verildiği, sanıkların senetle ilgili herhangi bir menfaat elde edemediklerinin anlaşılması karşısında, suçun teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ve sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.