YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13924
KARAR NO : 2014/5337
KARAR TARİHİ : 24.03.2014
Tebliğname No : 11 – 2012/66936
MAHKEMESİ : İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/12/2011
NUMARASI : 2011/186 (E) ve 2011/409 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran
Daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılana ait Türkiye İş Bankası I… Şubesi’ne ait çalınan çek koçanına ait üç adet çekin daha sonra sanık H.. A.. tarafından ciro edilerek kullanıldığının belirlendiği, Sanık Y.. Y.., alınan ifadesinde, kendisinin katılanın yanında muhasebeci olarak çalıştığını, katılanın bilgisi ve rızası dahilinde çekleri keşide ettiğini, bu konuda B… 5. Noterliği tarafından verilen vekaletnamenin olduğunu, bu vekaletnameye dayanarak vekil olarak, bazende asil olarak, asilin rızası ile çekleri keşide ettiğini belirttiği, sanık Haluk’un da, katılandan aldığı krediye karşılık olarak çekleri sanık Yasemin’den aldığını, bu çeklerin sahte olarak düzenlendiğini bilmediğini, daha sonra da kullandığını belirttiği, alınan rapora göre çekteki keşideci imzasının katılana ait olmadığının belirlendiği, böylece sanık Yasemin’in, yanında çalıştığı katılanın yazılı veya sözlü rızasını almadan çek keşide ettiği, diğer sanığın da, sanık Yasemin ile birlikte eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, katılana ait çeklerin düzenlendiği tarihteki şirkete ait ticari defterler, muhasebe kayıtları ve diğer belgelerin tamamının getirtilerek, katılanla sanık Haluk arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığının tespiti, sanık Haluk, çeklerin kendisine kredi amaçlı olarak katılan tarafından verildiğini, daha sonra da çek bedellerini da ödediğini belirtmekle, bu krediye ilişkin belgelerin, sanık Haluk tarafından yapılan ödemeye ilişkin makbuz ve dekontların dosyaya getirtilmesi, katılanın şirket hesaplarına göre, sanık Haluk tarafından, alınan krediye karşılık olarak gerçekte bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, sanık Haluk, çeki dolu olarak sanık Yasemin’den aldığını belirttiği, tanık Ş.. A.. ise, sanık Yasemin’in, ilk beyanında, çeklerin sanık Haluk tarafından çalındığını belirttiği, daha sonra ki ifadesinde, de sanık Haluk’a para kaptırdığını, bu nedenle çekleri kendisinin sanık Haluk’a verdiğini belirtmekle, sanıklar arasındaki ilişkinin ne olduğunun araştırılması, sanıkların mahkemede yüzleştirilerek ve yeniden ifadeleri alınarak, bu ifadelerin gerçek olup olmadığının sorulması, suça konu çeklerde yer alan ve birinci ciranta olan B.. M.. Hizmetleri Limited Şirketi’nin gerçekte var olup olmadığı, katılanla ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığı, bu kişinin cirosunun gerçek olup olmadığının araştırılması, ilgili şirketin yetkilisinin çağrılarak, bu cironun kendisine ait olup olmadığı, kendisine aitse çeki ne şekilde sanık Yasemin veya Katılandan aldığı, çeki aldıktan sonra Ü.. A.. isimli kişiye hangi ticari ilişki gereği verdiği, buna dair belgelerin neler olduğunun sorulması ve varsa bu belgelerin onaylı suretlerinin dosyaya konulması, ikinci ciranta olan Ü.. A.. isimli kişinin de araştırılarak, çeki kimden aldığını, imzanın kendisine ait olup olmadığını, sanık Haluk ile ne şekilde bir ticari ilişkisinin bulunduğunun sorulması, varsa buna dair belgelerin istenerek dosyaya konulması, birinci ve ikinci ciranta olarak görünen B.. M.. Hizmetleri Limited Şirketi yetkilisi ile ikinci ciranta olan Ü.. A.’ın yazı ve imza örneklerinin alınarak ciroların kendilerine ait olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu aldırılması, katılan ve sanıkların yazı ve imza örneklerinin çek asıllarıyla birlikte yeniden incelemeye gönderilerek, birinci ve ikinci ciranta altında yer alan imzaların kendilerine ait olup olmadığının tespit ettirilmesi, belirtilen dönemde, katılana ait bir çok çekin bu şekilde karşılıksız çıktığı belirtilmekle, ilgili çeklerin ve buna dair kayıtların onaylı suretlerinin getirtilmesi, sanık Yasemin hakkında, aynı iddialar çerçevesinde başka çeklerle ilgili olarak da açılan kamu davası bulunup bulunmadığının araştırılması, onaylı suretlerinin dosya içine konulması, hukuki ve fiili irtibat bulunması halinde birleştirme hususunun değerlendirilmesi, sanık Yasem’in imzasıyla keşide edilip dağıtılan bir kısım çeklerin bedellerinin ödendiği, katılanın da, sanık Yasemin tarafından imzalanan bu çeklere zımni muvafakat verdiği iddia edilmekle, sanık Yasemin tarafından imzalanıp da, katılanın muvafakat ettiği başka çeklerin bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa bunlara dair ödeme kayıtlarının incelenmesi, ilgili banka ve şirket kayıtlarının getirtilmesi, katılana ait şirketin diğer yetkilileri ve çalışanlarının da tanık sıfatıyla dinlenerek, katılanın sanık Yasemin’e çek keşide etme yetkisi verdiğine dair bir uygulama bulunup bulunmadığı hususunun sorulması, bütün delillerin toplanmasından sonra dosyanın bilirkişi kuruluna tevdiinin sağlanarak, katılanla sanıklar arasındaki ilişki, sanıkların kendi arasında ilişkisi, katılanın diğer çek hamilleriyle olan ilişkisi, yapılan ödemeler ve katılanın zararının ne kadar olduğu hususlarında bilirkişi raporu alınması ile sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket edip etmediği hususunun da karar yerinde tartışılmasından sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.