Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13948 E. 2014/5327 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13948
KARAR NO : 2014/5327
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/110814
MAHKEMESİ : Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/06/2009
NUMARASI : 2008/529 (E) ve 2009/444 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, N.. Ticaret isimli müştekinin işyerine gelerek güvenlik görevlisine, işyeri sahibi Nezih beyin balık siparişi verdiğini söylediği, daha sonra güvenliğin durumu, müştekinin sekreterine haber verdiği, sanığın balıkları müştekinin sekreteri Gülnur’a bıraktığı, sanığın, Nezih beyin balık istediğini, tahsilatı da firmadan yapabileceğini kendisine söylediğini, balığın fiyatının da 180 TL olduğunu belirttiği, bunun üzerine sekreterin, sanığa, muhasebe bölümüne giderek parasını almasını söylediği, sanığın da muhasebeye giderek parasını aldığı, daha sonra böyle bir sipariş verilmediğinin ortaya çıktığı, böylece sanığın hileli hareketle haksız menfaat etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanık kimliğinin kaybolduğunu, birinin kendi kimliğini kullandığını, bu şekilde hakkında bir çok soruşturma açıldığını belirterek suçlamayı kabul etmediği dikkate alınarak, bu iddiasıyla ilgili olarak yaptığı bir şikayetinin bulunup bulunmadığının kendisinden sorulması, varsa ilgili soruşturma dosyasının getirtilip incelenmesi ve onaylı suretinin dosya içine konulması, sanık soruşturmada suçu ikrar etmesine rağmen, yargılama sırasındaki ifadesinde, müştekiyi tanımadığını, anlatılan olayların doğru olmadığını belirtmesi, müştekiye soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendisini dolandıran şahsın sanık olup olmadığı hususunda herhangi bir canlı teşhis de yaptırılmamış olması, bu nedenle sanığın kimliğini kullanan başka bir kişinin poliste ifade vermiş olması ihtimali karşısında, müşteki, mağdur ve tanık ile sanığın mahkemede yüzleştirilerek dolandırıcılık yapan kişinin sanık olup olmadığının kesin olarak belirlemesi , bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli yeni çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek mağdurun kesin teşhisinin sağlanmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiren, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1. maddesi maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.