Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13999 E. 2012/44565 K. 29.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13999
KARAR NO : 2012/44565
KARAR TARİHİ : 29.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkında kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesinde;
Temyiz isteminin reddine dair 18.05.2012 gün ve2011/208 esas 2011/717 karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan hükme ilişkin temyize gelince;
Sanığın 26.08.2010 tarihli kolluk ifadesinde …’da çalışıp emekli olduğunu, diğer sanığa … vekaletname gönderiğini belirtmesine rağmen duruşma tutanağına sanığın yakalama emrine binaen sorgusunda beyan ettiği adresinin yazılıp sanığın yokluğunda verilen hükme ilişkin tebligatın bu adrese çıkartıldığı, sanığın adresine çıkarılan 31.01.2012 tarihli tebligat parçası içeriğine göre de; 3 nolu dairede oturan komşudan sorulup sanığın adreste tanınmadığının tespit edildiği, adres kayıt sistemindeki adresinin aynı adres olması nedeni ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu’ nun 21. maddesine göre tebliğin yapıldığı belirtilmiş ise de sanığın nüfus kaydından aynı zamanda … vatandaşı olması ve yerleşim yerinin … … olduğunun anlaşılması karşısında temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın birlikte hareket ettiği …’ın sanıktan aldığı vekaletname ile sanığı katılana marketler zinciri olan zengin biri gibi tanıtıp Türkiye’den bir kaç otel almak istediği yönünde beyanda bulanarak güven telkin ettiği, sanık adına otelini satın almak istediğini söyleyip, otel ile ilgili tüm bilgiyi internet aracılığıyla sanığa gönderip onunda beğeni ve olurunu alarak oteli satın alma hususunda pazarlık yapıp anlaştığı, bilehare sanığın gelip oteli gördüğü ve dönüp para çıkaracağını söylediği ve bu işlemler sırasında zati ihtiyaçlarını, otelde kalma paralarını, …’ın başka şehirden Antalya’ya taşınma işlerini, kendisi adına kiralık ev tutularak döşetilmesini katılanın şirketine yaptırdığı ve bu şekilde 60.000 TL menfaat temin ederek ortadan kayboldukları olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … Müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 29.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.