Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/14048 E. 2014/7597 K. 21.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14048
KARAR NO : 2014/7597
KARAR TARİHİ : 21.04.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/102723
MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/05/2009
NUMARASI : 2007/97 (E) ve 2009/196 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka,48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanıkların sahte olarak, müşteki İ.. Ç..‘e ait nüfus cüzdanı, imza sirküsü, ikametgah senedi ve kefil olarak da müşteki H.. K.. adına sahte vergi levhası, nüfus cüzdanı, ikametgah ilmühaberi, kira kontratı, tapu senedi düzenleyip şikayetçi İ.. Ç.. adına ve müşteki H.. K.. kefaletiyle Denizbank Bakırköy Şubesi’nden 10.000 TL kredi aldıkları ve yine aynı şekilde Garanti Bankası İSTOÇ şubesinden kredi almak istedikleri sırada yakalandıkları, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıklar hakkında 2007/173 esas sayılı iddianame ile Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne Garanti Bankası’na karşı olan eylemleri nedeniyle dava açıldığı halde, mahkemenin kendsine dava açılmayan bu konuyla ilgili karar verdiği anlaşılmakla; mükerrer hüküm kurulmasının engellenmesi için öncelikle, Bakırköy 3. Ağır Ceza mahkemesinin dosyası getirtilerek; karara çıkmamış ise her iki dosyanın birleştirilerek delillerin değerlendirilmesi; karara çıkmış ise dosya içine konulması, dosyanın konulamaması halinde onaylı örneğinin dosya içerisine bırakılması ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

.