Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1466 E. 2013/20207 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1466
KARAR NO : 2013/20207
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, tanık …’ın işletmiş olduğu bakkal dükkanına gelerek “… abi, güvenilir bir sarraf var mı” diye sorduğu, … isimli şahsın sanığı tanımadığı, ancak ismi ile hitap etmesi nedeniyle kendisini tanıdığını zannederek yardımcı olmak amacıyla şikayetçi …’ın işletmiş olduğu Candan Kuyumculuk isimli işyerine götürerek altını buradan alabileceğini söylediği, sanığın hediyelik bilezik almak istediğini belirttiği ve 14.78 gr ağırlığında bileziği beğendiği, karşılığında 430,00 TL para ödediği, diğer bileziklere baktığı sırada tanık Mustafa Aras’ın işi olduğunu söyleyerek dükkandan ayrıldığı, sanığın kuyumcu dükkanından cep telefonu

ile bir yerlerle konuşarak iki tane daha bilezik almak istediğini şikayetçiye söylediği, toplam 1.100,00 TL değerinde iki adet daha bileziği alarak “Annem ve çocuklar dükkanda oturuyor, gösterip geleceğim” diye söylemek suretiyle bileziklerle birlikte dükkandan ayrıldığı iddia edilen olayda, şikayetçinin sanığı kesin olarak teşhis ettiği, tanık Mustafa’nın beyanının da şikayetçinin beyanını teyit ettiği, dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, teşhis tutanağının ayrıntılı ve açık olması karşısında tebliğnamedeki 1 nolu görüşe eylemin hile boyutu nedeniyle 2 nolu düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.