Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/14833 E. 2012/44974 K. 06.12.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 04.02.2024 10:50


YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14833
KARAR NO : 2012/44974
KARAR TARİHİ : 06.12.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın 2000 yılından görevinden ayrıldığı, 17.12.2008 tarihine kadar ... Bank ... Şubesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, yerli olması ve uzun süre bankada çalışmış olmasının etkisiyle adı geçen katılanlarla birlikte bankada hesabı bulunan müşterilerle irtibat halinde olduğu ve bunlarla diyaloğa girdiği, telefon ve internet bankacılığı hususunda kendilerine yardımcı olduğu, internet bankacılığında bankanın %01 daha fazla faiz geliri verdiğini söyleyerek katılanları internet bankacılığı ve telefon bankacılığı yapmaya yönlendirdiği, bu konuda yardımcı olacağı vaadi ile adı geçen katılanların banka hesap numaraları giriş şifreleri ve kişisel bilgilerini öğrendiği, daha sonra öğrendiği kişisel bilgileri kullanarak bankanın ilgili bölümüyle müşteri kimliğiyle irtibata geçerek adres ve telefon bilgilerini güncelleme adı altında farklı adres ve telefonlar vererek müşterilerin hesap hareketlerinin
katılanlar tarafından öğrenilmesinin önüne geçtiği, kendi kontrolünde bulunan telefon numaralarını müşteri telefon irtibat numarası olarak bankaya bildirdiği, bu şekilde banka kontrol tedbirlerini aşan sanığın bankada hesabı bulunan katılanların hesaplarına girerek kontrolünde bulunan ... ve ...'ya ait hesaplara havale işlemleri yaptığı, müşterilerin hesabından bu hesaplara para transfer ettiği, bu şekilde sanığın toplam 231.539.93 TL ve 11.997.90 Euro'yu bilişim sistemlerini kullanıp bankayı aracı kılarak hileli yollarla mal edindiği olayda, mahkemenin nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'na yönelik işlenen suçlar açısından; 5237 Sayılı TCK'nın 158/1-f, son maddesi gereğince haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, katılan ...'a yönelik olarak sonuç para cezasının 30.180 TL yerine 30.160 TL, katılan ...'ya yönelik olarak 73920 TL yerine 73900 TL, katılan ...'a yönelik olarak 42460 TL yerine 42440 TL, katılan ...'e yönelik olarak 113940 TL yerine 113920 TL, katılan ... Kalkandelen'e yönelik olarak 11800 TL yerine 11780 TL, katılan ...'na yönelik olarak 118900 TL yerine 118880 TL verilerek eksik ceza tayin edilmiş ise de aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 6.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.