YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15199
KARAR NO : 2014/5900
KARAR TARİHİ : 31.03.2014
Tebliğname No : 15 – 2012/58687
MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/02/1996
NUMARASI : 1995/544 (E) ve 1996/102 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümlü H.. T.. hakkında verilen 29.02.1996 tarih ve 1995/544 esas, 1996/102 karar sayılı mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi üzerine, mahkemece 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi gereğince suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın olaya ilişkin tüm hükümlerinin karşılaştırılması suretiyle lehe kanunun belirlenmesi amacıyla evrak üzerinden yapılan uyarlama sonucu verilen ve temyiz yasa yoluna tabi olan 11.08.2011 tarihli ek kararın tebliği işleminin hüküm fıkrasında başvurulabilir yasa yolunun “itiraz” olduğu şeklinde yanıltıcı belirtilmesi nedeniyle geçersiz olduğu ve kararın bu nedenle usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla; hükümlünün 12.09.2011 havale tarihli itiraz dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulüyle, temyizin 11.08.2011 tarihli ek karara yönelik ve öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilip, uyarlama sonucu kurulan bu hükmün usulüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle sonradan verilen Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23.09.2011 tarihli ek kararının hukuken geçersiz olduğu da belirlenerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2005 tarih ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı üzere, lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen haller dışında söz konusu olabilecektir. Hükümlü hakkında lehe olan yasanın saptanabilmesi için takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılıp, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve tüm bunların gerekçeleri de açıklanmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken evrak üzerinde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.