YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15220
KARAR NO : 2013/13521
KARAR TARİHİ : 18.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyizle ilgili eski hale getirme taleplerine ilişkin karar verme görevinin Yargıtay’a ait olması nedeniyle sanığın yokluğunda verilen mahkûmiyet hükmünün, yargılama sırasında bildirdiği adresinden ayrılmış olması nedeniyle 30.12.2008 tarihinde bu adrese tebliğ edilemediği, kararın aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği ve kesinleştirildiği, ancak; … L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun 21.12.2011 tarihli yazısında başka suçlardan hükümlü olan sanığın … Açık Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında; sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğu gözetilerek; sanığın 21.11.2011 tarihli eski hale getirme ve temyiz talebi isteğinin haklı, temyizin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden
kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir.Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa,dolandırıcılıktan bahsedilemez,şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil,sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’ın, araç almak için … ilinde bulunan Hyundai bayii katılan … Otomotiv Akaryakıt Taşımacılık Sanayi ve Tic. AŞ’ye Kahraman Karaoğlan adına sahte olarak düzenlediği nüfus cüzdanı ile müracaat ettiği ve 24.200 TL’ye araç satın aldığı, araç ile ilgili katılan Derya Otomotiv Şirketi’nin aracılığıyla … (… Tüketici Finansmanı AŞ) Finansman Şirketinden 21.000,00 TL’lik otomobil kredisi aldığı, kalan miktar için de 3.200,00 TL’lik bono imzalayıp katılan satıcı şirkete verdiği, sahte kimlikle satın aldığı … plaka sayılı … marka aracı alarak … İlçesine götürdüğü, aracın taksitlerini ödememesi üzerine araç kredisi veren … AŞ vekili tarafından rehinin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılması üzerine aracı … İlçesi Obagöl mevkiinde plakasız bir şekilde bıraktığı olayda; sanığın üzerine atılı dolandırıcılık ve belgede sahtecilik suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. resmi
Sanığın gerek araç alış verişi sırasında kullandığı sahte kimlik, bu kimliğin hem araç alım satımında kullanılması ve hem de kredi alım satımında kullanılması, yine sanığın araç alırken emanete alınan 3200 TL meblağlı kambiyo senetlerinden sayılan bonoyu vermesi, sahte belgelerin farklı tarihlerde sanık adına kullanıldıkları hususları dikkate alınarak TCK’nın 43. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın, aldatıcı eylemlerini katılan şirkete ait otomobilin mülkiyetini temin etme kastıyla yaptığı, katılan şirket ile finans şirketinin birlikte hareket ettikleri ve menfaatlerinin ortak olduğu gözetildiğinde tebliğnamedeki iki ayrı kişiye karşı dolandırıcılık suçunun işlendiğine yönelik görüşe, ayrıca; sanığın pişmanlık gösterek mağdurun zararını suç tamalandıktan sonra gidermediği anlaşıldığından TCK’nın 168/4. maddesinin uygulanması gerektiğine yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.