YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15236
KARAR NO : 2012/46051
KARAR TARİHİ : 20.12.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut Olayda;
Sanık …’nın haklarındaki hüküm kesinleşen diğer sanıklar … ve … ile birlikte kapıdan satış yoluyla faaliyet gösteren şirketin elemanı olarak çalıştıkları, sanıkların kaymakamlık, belediye, sosyal yardımlaşma vakfı veya siyasi parti ismini kullanarak yardım edeceklerini bildirerek mağdurlarla temasa geçtikleri, yardım yapmaları için bir takım bürokratik işlemlerin gerektiği, bunun için bir miktar paraya ihtiyaç olduğunu belirterek kendilerine inanan müştekilerden para alıp ortadan kayboldukları olayda sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde, yine sanık …’nın hakkındaki hüküm kesinleşen diğer sanıklar ile birlikte yargılamasının yapıldığı davada kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar … ismini ve kimlik bilgilerini kullanarak … hakkında dolandırıcılık suçundan hüküm kurulup kesinleşmesine neden olduğu olayda, sanığın eyleminin iftira suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-Sanığa 5237 sayılı TCK’nun 267/1. maddesi uyarınca tayin olunan cezadan anılan Kanunun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası sonucu 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine, 2 yıl 3 ay hapis cezası olarak fazla ceza tayini,
b-Sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına esas alınan … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10/12/2009 tarih ve 2009/38-932 sayılı kararının, aynı mahkemenin 17/04/2012 tarih ve 2009/38 sayılı yazılarıyla kesinleşmediği ve dosyanın halen Yargıtay’da olduğu bildirilmiş olmasına rağmen bu hükmün tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK ‘un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5302 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan ‘’sanığın 267/1, 62 maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına’’ ilişkin ibarenin ‘’ sanığın 267/1,62 maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına’’ şeklinde değiştirilmesi suretiyle, yine Ceza Genel Kurulu’nun 20.03.2012 gün 6/383-113 sayılı Dairemizce de benimsenen kararına göre; aleyhe temyiz bulunmaması durumunda 1412 sayılı CYUY ‘nın 5320 sayılı yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326/son maddesinde belirtilen, lehe temyiz davası üzerine cezanın aleyhe değiştirilmemesi kuralı uyarınca, sabıkasındaki tekerrüre esas olabilecek ilamlardan ceza miktarı en hafif olanın tekerrüre esas alınması gerektiği yönündeki kabulü karşısında yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince hüküm fıkrasından tekerrüre esas alınan ” … Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2009 tarih 2009/38 Esas 2009/932 Karar sayılı kesinleşmiş 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ilam tekerrüre esas olmakla” şeklindeki kısımın çıkarılarak sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olduğu anlaşılan ” … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2004 tarih 2004/313 Esas 2004/461 Karar sayı ile kesinleşmiş 1897 TL para cezasına ilişkin ilam tekerrüre esas olmakla ” ibaresi eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.