YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15405
KARAR NO : 2014/7509
KARAR TARİHİ : 17.04.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/94319
MAHKEMESİ : Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 31/12/2009
NUMARASI : 2009/272 (E) ve 2009/449 (K)
SUÇ : Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya
bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan A.. B..’nin, A Turizm Otelcilik Gıda İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi’nin yetkili temsilcisi olan sanık M.. Ö..’e 40.000 TL borç para verdiği, sanığın da bu borca karşılık temsilcisi olduğu şirket adına çek keşide etme yetkisi olmadığı halde adı geçen şirket hesabından Türkiye İş Bankası Köroğlu Caddesi Şubesine ait 30.8.2006 keşide tarihli, 3139715 seri nolu ve 40.000 TL meblağlı çeki keşide edip katılana verdiği, katılanın nama yazılı olan bu çeki tahsil etmek amacıyla yasal süresi içinde muhatap bankaya ibraz ettiğinde, çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle bedelini tahsil edemediği, bilahare suça konu çekin ödenmemesi için keşideci olarak görülen A Turizm Otelcilik Gıda İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ilgili bankaya ödemeden men talimatı verildiğini gördüğü, bu şekilde sanığın haksız menfaat temin ederek atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Sanığın, suça konu çeki imzalayarak katılana verdiğini belirtip borcu kabul etmesi, katılan tarafından söz konusu çeke karşılık getirilen ISO 9000 belgelerinin sahte çıkması nedeniyle keşideci olarak görülen şirket tarafından söz konusu çek ile ilgili olarak ödemeden men talimatı verildiğini beyan edip atılı suçlamayı kabul etmemesi, her ne kadar sanığın çek keşide etme yetkisi olmasa da adı geçen şirketi temsil etme hakkının bulunduğunun katılan tarafından bilinmesi, keşideci şirketin ortağı ve müdürü olan tanık M.. D.. Ö’in, söz konusu çekin bilgisi ve onayı dahilinde imzalandığını beyan etmesi karşısında, TCK’nın 26/2. maddesi gözetilerek oluşan rızanın hileyi oluşturmayacağı,
esasen söz konusu çek bedelinin daha sonra keşideci şirket tarafından ödenmesi, keza sanığın katılandan daha önceden almış olduğu borcun karşılığında söz konusu çeki tanzim ederek verdiği, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından, dolandırıcılık suçunun tüm dosya kapsamı ile yasal unsurlarının hiçbir şekilde oluşmayacağının anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.