Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15408 E. 2014/7470 K. 17.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15408
KARAR NO : 2014/7470
KARAR TARİHİ : 17.04.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/94926
MAHKEMESİ : Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30/09/2009
NUMARASI : 2008/200 (E) ve 2009/169 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, Köyceğiz İlçesi Müftülüğü’nde şoför olarak çalıştığı, katılan A.. A..’ın da aynı ilçede bir camide müezzin olarak görev yaptığı, sanığın aynı kurumda çalışmasının verdiği kolaylıktan faydalanarak, katılanın kurumda bulunan nüfus cüzdanı fotokopisini temin ederek üzerine kendi fotoğrafını yapıştırdığı ve nüfus cüzdanı fotokopisinin tekrar fotokopisini çekerek sahte evrak oluşturduğu, bilahare bir mahalle muhtarından üzerinde kendi fotoğrafı ve katılanın kimlik bilgileri yazılı olduğu ikametgah senedini aldığı, yine katılanla aynı kurumda çalışmasının verdiği kolaylıktan faydalanarak katılanın 2007 yılı eylül ayına ait maaş bordrosunu alıp, üzerine ilçe müftüsünün kaşesini bastığı ve bu evrakın üzerine ilçe müftüsü yerine imza atarak bu belgelerle birlikte 04.10.2007 tarihinde FFethiye Şubesine müracaat ederek 5000 TL tüketici kredisi kullandığı, akabinde sanığın taksitleri ödememesi sebebiyle banka şubesi tarafından katılan A.. A..’ın aranması üzerine durumun ortaya çıktığının iddia edildiği olayda,
1- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
a-) Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak,sanığa atılı resmi belgede sahtecilik suçuna konu teşkil eden ve kredi alımında kullanılan dosya içindeki belge asıllarının mahkeme heyeti tarafından incelenip, özellikleri zapta geçirilmeden, bu şekilde, iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti sonucunda sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-) Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut suça konu sahte belgelerin sanık tarafından aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı tanzim edildiği hususu belirlenmeden TCK’nın 43. maddesinin uygulanması,
2- Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın, sahte belgeler ile 04.10.2007 tarihinde katılan Fortisbank’ın Fethiye Şubesine müracaat ederek 5000 TL tüketici kredisi kullanmaktan ibaret eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j maddesi kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle yazılı şekilde basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dolandırıcılık suçu açısından ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca saklı tutulmasına, 17.04.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.