YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15492
KARAR NO : 2014/7036
KARAR TARİHİ : 14.04.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/127092
MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/11/2009
NUMARASI : 2009/1044 (E) ve 2009/926 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen şikâyetçi vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilmek suretiyle, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; şikâyetçinin yetkilisi olduğu Hakan Madencilik şirketinde pazarlama sorumlusu olarak çalışan sanığın, bir kısım şirket müşterilerine peşin olarak satmış olduğu kömürün bedelini alarak, şirket kayıtlarına taksitli satış olarak yansıttığı ve bu şekilde şirketi 12.500,00 TL zarara uğrattığı anlaşıldığından, eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaate ulaşıldığı belirtilerek cezası ertelendiği halde, aynı gerekçeye dayanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; ayrıca zararın giderilmediğinden bahisle CMK’nın 231. maddesinin uygulanmamasına karar verilmiş olması nedeniyle bu yönde bozma talep eden tebiğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Tüm dosya kapsamından; sanığın, şirket adına farklı tarihlerde tahsil etmiş olduğu paraları şirkete teslim etmediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde yer alan zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
2-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sisteminde, ertelemenin sadece hapis cezaları bakımından öngörüldüğü, adli para cezalarının ise erteleme kapsamı dışında tutulduğu gözetilmeden, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının TCK’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.