YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15590
KARAR NO : 2014/7003
KARAR TARİHİ : 14.04.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/137104
MAHKEMESİ : Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/01/2010
NUMARASI : 2009/648 (E) ve 2010/20 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 2006 yılında müşteki Osman’ı telefon ile arayıp “Hakanım nasılsın, ben köy hizmetlerinden Ahmet, sana oğlumu göndereceğim, 30 YTL verebilir misin, akşam iş dönüşü parayı iade ederim” diye söylediği, iş yoğunluğundan müştekinin bu kişinin kim olduğunu sorgulamadığı, bir müddet sonra sanığın iş yerine gelerek ben Ahmet beyin oğluyum diye kendini tanıttığı, müştekinin sanığa 30 TL para verdiği, ancak sanığın daha sonra müştekinin parasını ödemediği, sanığın daha sonra 2008 yılı Kurban bayramına yakın bir tarihte pastaneci olan müşteki Duran’ın dükkanına gelerek tatlı siparişi veren müşterilerden birisi olduğunu ve verdiği tatlı siparişini iptal edeceğini söylediğini, müşteri isim listesini kontrol eden müştekinin ismin tutması üzerine bu duruma itibar edip gerçek müşteriden almış olduğu 20 TL parayı sanığa verdiği, daha sonra gerçek müşterinin gelip siparişini istemesi üzerine dolandırıldığını anladığı, sanığın son olarak 11/08/2009 tarihinde müşteki Veysel’in işletmekte olduğu iş yerine gelerek babasının müştekinin tanıdığı olduğunu, babasının şu an da köyde olduğunu, 40 TL paraya ihtiyacı olduğunu, sonra getirip vereceğini söylediği, müştekinin önce kabul etmediği, sanığın ısrarlı tavrı üzerine sanığın nüfus cüzdanının aslını vermesi halinde kendisine bu parayı verebileceğini söylediği, bunun üzerine sanığın bunu kabul edip üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanının aslını müştekiye verip 40 TL parayı alıp gittiği ve söylediği sürede gelip parayı ödemediği, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olaylarda,
1-Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz hüküm kurulması,
Kabule göre;
2-Mahkeme tarafından müştekiler Osman ve Duran’ın dinlenmediği, ayrıca yargılamanın herhangi bir aşamasında müştekilere, sanığı teşhis işlemi yaptırılmadığının anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, öncelikle müştekiler Osman ve Duran’ın mahkeme tarafından beyanlarının alınması, sonrasında müştekiler ile sanığın mahkemede yüzleştirilerek sanığın müştekilerden para alan şahıs olup olmadığının belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanığın son halini gösteren ve çeşitli açılardan çekilmiş fotoğraflarının temin edilip müştekilere gösterilerek teşhis yaptırılmasından sonra bütün deliler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiren, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sanık hakkında üzerine atılı dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.