YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15626
KARAR NO : 2013/18414
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın TEK apartmanının yöneticisi olup, katılanın şikayeti üzerine yapılan tahkikat neticesinde, işletme defterinin 30.10.2004 tarih ve 8 nolu sırasında beirtilen 300 TL’lik ödeme yapıldığına dair işlemle ilgili belge ibraz edilemediği, Bursa 1.Sulh hukuk mahkemesinden alınan 1.720,00 TL’lik hasılatın 900 TL’lik kısmının işletme defterine geçirildiği bakiye 820 TL’nin sanığın uhdesin de kaldığı, 2004 Aralık ayı giderler hanesinde 985 TL’nin kat maliklerine iade olarak gösterilmesine rağmen ödenmediği, Mayıs 2005 ayında aynı işlemin tekrar edilerek makbuzların gider olarak gösterildiği, yine aynı dönemde 685 TL harcama yapıldığına dair belgenin ibraz edilemediği, SSK il müdürlüğüne yapılması gereken 3.126,00 TL’nin sanığın hesabına yatmasına rağmen sigortaya ödenmediği işletme defterinde de gösterilmediği, asansör onarımı için … Asansör Ltd şirketine ödendiği belirtilen miktar ile bu firmanın ödeme aldığı miktar arasında 833 TL fark bulunduğu, yapılan yargılamada apartmanda ikamet eden tanık olarak
ifadelerine başvurulan kişilerin beyanları ile bilirkişi raporu birlikte göz önüne alındığında sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlemiş olduğu anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşankanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak
1-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2-Tayin olunan gün para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “10 gün”, “200 TL ” ve “250 TL”adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün” ve “120 TL” adli para cezası ve hükmün ilgili kısımlarına “5237 sayılı TCK’nın 52/2 maddeleri uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.