Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15695 E. 2013/2942 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15695
KARAR NO : 2013/2942
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma, Özel Belgede Sahtecilik, Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet, Düşme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1) Şikayetçi Maliye Hazinesine izafeten Ankara Muhakemat Müdürlüğünün temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dosya arasında mevcut 23.07.2010 tarihli Gelir İdaresi Başkanlığı basit raporunda, sanık …’in vergi kaçırma kastı ile hareket etmediği anlaşılmakla hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ve mütalaa verilmesine gerek olmadığının belirtilmiş olması ve sanık hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359. maddesinde düzenlenen vergi kaçakçılığı suçundan açılmış kamu davası bulunmamasına göre, şikayetçi idarenin katılan şirkete karşı işlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından doğrudan zarar görmesi söz konusu olmadığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, sanıklar …, … ve … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan şirkette sigara dağıtım elemanı olarak çalışmakta olup sattığı sigaranın parasını tahsil etme yetkisi bulunan sanık …’in son dönemde şahsi borçlarının artması nedeniyle içerisinde bulunduğu maddi sıkıntıdan kurtulmak amacıyla elinde bulunan yüklü miktarda sigarayı sanık …’a % 3 gibi piyasadaki mutat oranın üzerindeki bir iskonto oranı ile satıp parasını alması, faturayı normalde satış yapması gereken askeri kurumlar adına düzenleyip askeri yetkililer adına teslime ilişkin imza da atarak bahsi geçen faturaları katılan firmaya vermesi, şirket politikası gereği satışların vadeli yapılması nedeniyle durumun uzun süre anlaşılamaması ancak bir süre sonra sanığın suçunu itiraf etmesi üzerine durumun anlaşılması, sanık …’in iskonto ile satın aldığı sigarayı sanık …’nin şirkete karşı suç işleyerek elinden çıkardığını bilerek hareket edip diğer sanıklar … ve …’a yine iskonto yaparak ve faturasız olarak satıp elinden çıkarması, şeklinde gelişen olayda, mahkemenin sanık … yönünden “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma”, sanıklar …, … ve … yönünden “suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiileri ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen yargılama şartı gerçekleşmediğinden düşme kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın çalıştığı firmaya teslim etmesi gereken sattığı sigaranın bedelini uhdesinde tutması biçimindeki eyleminin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla sahte fatura düzenlemiş bulunması, 23.07.2010 tarihli Gelir İdaresi Başkanlığı basit raporunda da belirtildiği üzere, vergi kaçırma kastı ile hareket etmemiş olması, eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 207. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu teşkil etmesi karşısında, sanığın unsurları itibarı ile oluşan bu suçtan mahkumiyeti yerine, suçun nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde defterdarlık mütalaası bulunmadığından yargılama şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile 5271 sayılı CMK.nun 223/8 maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.