Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15869 E. 2012/46618 K. 27.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15869
KARAR NO : 2012/46618
KARAR TARİHİ : 27.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.10.2010 tarih ve 2-169 esas, 188 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; usulüne uygun olarak sanığa tebliğini müteakip süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen … 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.07.2007 tarih ve 2007/111 esas 2007/656 sayılı kararında kanun yolu merciinin gösterilmemiş olmasının temyiz süresinin işlemesine engel olmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek sanığın yokluğunda verilip sanığın duruşmada beyan ettiği en son adresi olan …Köyü Söke/… adresinde birlikte oturduğu dayısı … …’a 18.09.2007 tarihinde yapılan tebligata rağmen 26.07.2007 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 29.03.2010 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. addesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır
Somut olayda; sanığın katılanı ucuz altın alabileceklerine ikna ettiği, katılanın altınları satın almak için 50.000 TL parayı kimliği tespit edilemeyen Osman isimli kişiye sayması için verdiği, bir evin içerisine giren Osman’ın parayla kaçtığı olayda dolandırıcılık suçunun işlendiğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, hükmün gerekçesinde fiilin ağırlığı ile orantılı olarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılarak verildiğinin belirtilmesi karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesi olan TCK 52.maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK’nın 232/6.maddesine aykırı davranılması ve evvela TCK’nın 52/1 maddesi gereğince adli para cezasının gün olarak belirlenmesi daha sonra TCK’ nın 52/2 maddesinde düzenlendiği gibi adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar gösterilerilip çarpılması suretiyle cezanın belirlenmeyerek “günlüğü takdiren 20 YTL den 1250 tam gün karşılığı 25.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denmek suretiyle hüküm kurulması,
2- Sanık hakkında TCK’ nın 53.maddesi gereğince belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına hükmedilirken sadece TCK’ nın 53/1-a-2 maddesi uyarınca bir kamu görevi üstlenmesinden yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durumların aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün birinci fıkrasının adli para cezasına ilişkin kısmının hükümden tamamen çıkarılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 52/1.maddesi gereğince takdiren 1250 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 52/2 maddesi gereğince bir gün karşılığı takdiren 20,00 TL’ den hesaplanmak üzere 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” şeklinde değiştirilerek ve yine hükmün 4.fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “53.

maddenin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.