YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16157
KARAR NO : 2013/2457
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … ile katılan …’in resmi olarak evli oldukları, aralarındaki boşanma davasının devam ettiği, bu nedenle taraflar arasında husumet oluştuğu, bu süre içeresinde katılan …’in annesinin evinde kaldığı, olay günü sanığın, ankesörlü telefonla katılan …’nin kullandığı … numaralı telefonu arayarak, katılan …’e yönelik olarak ”sen benim canımı yaktın, ben de senin ciğerini yakacağım” diyerek tehditte bulunduğu, başka bir zamanda yine telefonda arayarak, katılan …’ye yönelik olarak ”a… çaktığım orospu” diyerek hakarette bulunduğu ve olay gecesi katılan …’nin evine motorsikletle gelerek pencerenin camını kırdığı, bu şekilde sanığın hakaret, tehdit, mala zarar verme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Hakaret ve tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında göz önünde bulundurulmalıdır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanığın hakaret ve tehdit suçlarını işlediğine dair katılanların soyut iddialarından başka mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı, olayın tanık veya başka bir delille doğrulanamadığı, aramaların sanık tarafından gerçekleştirildiğinin ispatlanamadığı, telefonda arayan kişi sanık kabul edilse bile içerik olarak hakaret ve tehditte bulunulduğunun kesin olarak tespit edilemediği, salt aramaların yapılmış olmasının, bu suçların işlenmesi için yeterli delil kabul edilemeyeceği dikkate alınarak şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek sanığın ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanığın, katılan …’ın damadı olduğu, taraflar arasında alt ve üst soydan kayın hısımlığının olduğu, buna göre, 5237 sayılı TCK’nın 167/1-b ile CMK’nın 223/4-b maddeleri kapsamında, sanık hakkında ceza verilemesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.