YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16159
KARAR NO : 2013/2462
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, basit kasten yaralama, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’ün, … hakkında basit kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünü temyiz etmediği, 14/12/2010 tarihli dilekçesinde kendisi lehine olan hükmü temyiz iradesinin bulunmadığı anlaşılmakla, sanık … hakkında verilen mala zarar verme, basit kasten yaralama ve hakaret suçlarından verilen mahkumiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılın incelemede;
…’ün, kendisine ait yünlerin … ve ailesi tarafından çalındığını düşündüğü, olay günü …’ı sokakta gördüğü ve ona sopayla saldırdığı, alınan adli rapora göre, …’in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, katılan …’a karşı, ”hırsızlar, eşşek oğlu eşşekler” şeklinde hakarette bulunduğu, daha sonra …’e ait … plaka sayılı aracın dikiz aynasını kırdığı ve çizerek araca zarar verdiği, iddiaların, tanık, olay yeri görgü tespit tunağı ve alınan adli raporla doğrulandığı, böylece sanığın hakaret, mala zarar verme ve basit kasten yaralama suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı yapılan temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suçun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 151/1 maddesi gereğince 4 ay hapis cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 3 ay 10 gün yerine 3 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; mala zarar verme suçundan kurulan hükümde yer alan hükümde yer alan 5237 sayılı TCK’nın 151/1 maddesi gereğince 4 ay hapis cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 3 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ifadenin hükümden çıkartılarak yerine ”5237 sayılı TCK’nın 151/1 maddesi gereğince 4 ay hapis cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Basit kasten yaralama ve Hakaret suçlarından verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Suçların işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak,
a-Basit kasten yaralama suçundan kurulan hüküm açısından; 5237 sayılı TCK’nın 86/2 maddeleri gereğince 4 ay hapis cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 3 ay 10 gün yerine 3 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek sanığa fazla ceza tayini,
b-Her iki suçtan kurulan hüküm açısından; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’ nın 231/6-c madde ve bendinde ön koşul olarak işaret olunan zarar kavramı kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olup manevi zararların bu kapsamda değerlendirilmeyeceği cihetle; zararın ne olduğu belirlenmeden ve açıklanmadan, sanık hakkında eylemi nedeniyle verdiği zararı karşılamadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.