YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16340
KARAR NO : 2013/18483
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık …’ün temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 02/12/2009 tarihinde tebliğ olunan 12/11/2009 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 31/12/2009 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanıklar …, …, … ve …’ın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … Adliyesi Adli Sicil bürosunda memur olarak çalışan temyiz incelemesi dışındaki sanık …
Türk’ün, 2005 yılı Aralık ayında sabıka kaydı almak için … Adliyesi’ne gelen şikayetçi …’e, sanık …’yı yeni atanan Cumhuriyet Başsavcısı … olarak tanıttığı, sanık … …’ya sayın başsavcım şeklinde hitap ederek şikayetçinin güvenini kazandıkları, şikayetçi …’in, öz kardeşi olan Haver Keskin’in 10.12.2004 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında hayatını kaybetmesi olayı ile ilgili olarak … Adliyesinde görülmekte olan davayı takip edecek bir avukat önermesini sanık …’ten istemesi üzerine, …’ün Başsavcı …’ın davayı takip edip sanığın müebbet hapis cezasına çarptırılabileceğini vadettiği, sanıklar … ve … …’nın adliyedeki dosyadan evrak fotokopilerini alarak şikayetçi …’nin evine gittikleri, davayı takip etme karşılığında şikayetçiden 5.000 TL aldıkları, bir ay kadar sonra sanık …’nın bu kez tek başına şikayetçinin evine gidip bir arkadaşının paraya ihtiyacı olduğundan bahisle bono vermek suretiyle şikayetçiden 2.000 TL daha nakit para aldığı, sanık …’nın şikayetçi …’in evine yaptığı ziyaretler sırasında, şikayetçi …’ın … ortağı olan … ile tanıştığı, tanık …’un, sanık … …’nın başsavcı olarak halledemeyeceği … olmadığı yönündeki yaklaşımlarından etkilenerek, … ortağı …’ın aracını Sandıklı İlçesine götürüp başka bir araçla takas etmesi sırasında sorunlar çıkması nedeniyle, söz konusu aracın trafik ekipleri tarafından bağlanması olayını çözmesini istediği, sanığın bu teklifi kabul edip telefon numaralarını verdiği, şikayetçi …’in aracını Sandıklı Emniyet Müdürlüğü’nden alabilmek için sanık …’yı telefonla aradığı, sanığın, Sandıklı’da tanıdıkları olduğunu, bir telefonunun yeterli olabileceğini söylemiş olmasına rağmen, 1.100 TL para isteyip Yargıtay üyesi olduğunu söylediği ancak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda zabıt katibi olarak çalışan diğer sanık …’a yönlendirdiği, şikayetçinin sanık …’i telefon ile araması üzerine sanık …’in, … hesabına masraf olarak 250 TL yatırmasını şikayetçiden istediği, şikayetçinin de 27/12/2005 günü 250 TL’yi …’ın verdiği banka hesabına havale ettiği, ancak aradan 15 gün geçmesine rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını öğrenince dolandırıldığını anladığı,
Sanık …’nın, 2006 yılı Mart ayının ortalarında bir gün minibüsle Tavşanlı’dan …’ya yolculuk ettiği sırada ünlü kişilerle telefon görüşmesi
yapıyor gibi davranıp, çevresi ile yaptığı sohbetlerle aynı araçta yolculuk eden ve şikayetçi …’ın kayınpederi olan …’un dikkatini çektiği, …’ya geldiklerinde sanığın …’un yanına gelerek “seni sıkıntılı gördüm. Bir derdin varsa yardımcı olayım.” şeklinde teklifte bulunduğu, bunun üzerine …’un, damadının … PTT’de işe girmeye çalıştığını söyleyip sanıktan yardım talep ettiği, PTT Genel Müdür Yardımcısı olduğunu söyleyen sanığın, işe girişte 800 TL geçmişe yönelik sigorta pirimi yatırılması gerektiğini söyleyerek, ayrıca … görüşmeleri için de cep telefonu temin edilmesini istediği, daha sonra telefonla görüşmek üzere ayrıldıkları, bu görüşmeden sonra sanık … …’nın …’u arayarak evrakları hazırlayıp Ankara’daki … yerine gelmelerini istediği, bunun üzerine …’un damadı olan şikayetçi … ve …’nin babası … ile birlikte Ankara’ya gitmek üzere yola çıktıkları, Ankara’ya yaklaştıklarını söylemek için sanığı aradıklarında sanığın, meşgul olduğunu, Dışişleri Bakanı’nı uğurlamak üzere havaalanında bulunduğunu, kendileriyle şoförünün ilgileneceğini söylediği, bunun üzerine şikayetçilerin Aşti’de beklemeye başladıkları, kendisini genel müdürün şoförü olarak tanıtan sanık …’ın, şikayetçilerin yanına gelerek evraklarıyla birlikte cep telefonu ve sigorta pirimi olarak para istediği, şikayetçilerin evrakları teslim ettiği, ancak hazırlıksız geldiklerini söyleyip parayı ve cep telefonunu ertesi gün vermek için buluşmak üzere ayrıldıkları, ertesi gün şikayetçi …’ın, Eskişehir otobüs terminaline giderek sanık … ile buluştuğu ve bir adet cep telefonu ile 800 TL parayı verdiği, şikayetçilerin sonraki günlerde sanıklara cep telefonlarından ulaşamadığı,
Sanık …’nın, şikayetçilerden …’ın vaktiyle Emet ilçesinde, daha sonra ise Malatya’da Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan … … ile görüştüğünü biliyor olması nedeniyle, 25/05/2006 günü şikayetçiyi telefonla arayıp kendisini Cumhuriyet savcısı … … olarak tanıttıktan sonra, …’ya karı-koca hakim ve Cumhuriyet savcısı olarak tayinleri çıkan arkadaşlarının halen … … tesislerinde olduğunu, kamyoncunun eşyalarını …’ya götürdüğünü söyleyerek nakliye parasını ödemesini istediği, şikayetçinin parayı ödemeyi kabul etmesi üzerine sanık … …’nın, diğer sanık …’ı kamyon şoförü rolünde şikayetçiye yönlendirdiği, sanık …’ın kendisini kamyoncu İsmail … olarak
tanıttıktan sonra şikayetçiden hamaliye ve nakliye ücreti olarak toplam 735 TL tahsil ettiği anlaşılmakla; sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerine yönelik mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 26/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.