YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1653
KARAR NO : 2014/1012
KARAR TARİHİ : 23.01.2014
Tebliğname No : 11 – 2009/271270
MAHKEMESİ : Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/06/2009
NUMARASI : 2008/190 (E) ve 2009/225 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın Aksaray oto pazarında satışa sunduğu araca sanığın oğlu S.. K..’nun müşteri olup, satın alma konusunda katılan ile anlaştığı, aracın devrini alıp parasını vermek üzere katılan ile birlikte S.. K..’nun ikamet ettiği Nevşehir iline doğru yola çıktıkları, S.. K..’nun yolda telefonla sanığı aradığı ve katılan ile görüştürdüğü, sanığın telefonda katılana aracın parasının hazır olduğunu, parayı verip devri alacaklarını söylediği, birlikte kendilerine ait olduğunu söyledikleri eve geldikleri, sanığın ve oğlu S.. K..’nun kendilerini hayvan ticareti yapan varlıklı bir aile olarak tanıttıkları, sanığın aracı teslim aldıktan sonra katılana parayı bankadan çekemediğini, aracı burada bırakmasını ve kendisine senet vereceklerini söylediği ve S.. K..’nun katılana 6000 TL değerinde bono verdiği ve sanığı da N. K.. adıyla kefil olarak gösterip, imzaladığı, daha sonra Aksaray’a dönen katılana senet bedelini ödemeyen sanığın, otonun devri için vekalet istediği ve aracı iade etmeyerek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; katılanın aracını satma konusunda S.. K.. ile anlaşıp, cayma halinde cezai şart da öngörülen araç alım-satım sözleşmesi imzaladığı, aracın teslimini bizzat Nevşehir’e giderek S.. K..’ya yaptığı ve karşılığında araç bedeli kadar, sanığın Da kefil olarak imza attığını iddia ettiği bonoyu alarak döndüğü, sanık ya da S.. K.. hakkında bononun tahsili için bir talepte bulunmayıp, iki gün sonra dolandırıldığı iddiasıyla şikayetçi olduğu, suça konu bonoda sanığa atfen atılan imzanın sanık eli ürünü olup olmadığının kesin olarak tespit edilemediğine dair uzman bilirkişiden raporu alındığı ve asıl aracı satın alan S.. K.. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın savunmasının aksinin kanıtlanamadığı, olayda sanık tarafından katılana yönelik hile unsuru sayılabilecek davranışlar yapıldığının ispatlanamadığı, eylemin bu haliyle hukuki ihtilaf boyutunda olduğu anlaşılmakla, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.01.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmü, 15. Ceza Dairesi tarafından oy çokluğu ile bozulmuştur. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf suçun sübutuna ilişkindir.
Sanığın oğlu olan ve mahkumiyet kararı temyiz inceleme konusu olmayan S.. K.. katılanın Aksaray açık oto pazarında satışa çıkardığı araca müşteri olmuş, aracın devrini üzerine alacağını ve parasını da ikamet ettiği
Nevşehir’de vereceğini beyan etmiş, katılanı babası olan sanık ile telefonda görüştürmüştür. Sanık da, paranın hazır olduğunu geldiklerinde ödeyeceklerini ve devrini alacaklarını söylemek suretiyle katılanın ikna edilmesine katkıda bulunmuştur.
Sinan’ın, katılanı kendilerine ait olduğunu iddia ettiği bir eve getirdikleri, sanık ve oğlu Sinan’ın kendilerini hayvan ticareti yapan varlıklı bir aile olarak tanıttıkları bu şekilde katılanın kendilerinden şüphelenmesini önledikleri, parasını hemen alacağını sanan katılanın aracı teslim ettiği ancak; bankadan çekemedikleri için parayı hemen veremeyeceklerini, bunun yerine 6000 TL senet vereceklerini söyleyen sanık ve oğlunun, katılandan aracı bırakmasını istedikleri, sanığın hali vakti yerinde bir esnaf olduğuna inanan katılanın, satış sözleşmesine imza atarak 6000 liralık senetle ayrıldığı ancak; sanık ve oğlunun parayı ödemediği anlaşılmaktadır.
Sanık ile katılan arasındaki ilişki, ilk bakışta hukuki nitelikte görünmekte ve masum bir satın alma isteği gibi görünmekte ise de; sanığın yaşam tarzı ve benzer konulardaki davranışlarına bakıldığında sanığın ücret ödemeksizin katılanın aracını elinden almak amacını taşıdığı görülecektir. UYAP kayıtlarında sanık hakkında temyiz incelemesinden geçen birçok dosya bulunduğu, bu dosyalardan bazılarının hırsızlık suçu ile ilgili olduğu, bu anlamda; Nevşehir ACM’nin 2009/47, Nevşehir 2. As. Ceza Mahkemesinin 2010/54 karar sayılı ilamları ile hırsızlık suçun dan kesinleşen mahkumiyetlerinin bulunduğu, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 20011/34 karar sayılı dosyasında ise delil yetersizliğinden beraat ettiği, ayrıca dolandırıcılık suçundan da Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/655, Nevşehir 1. Asliye cez. Mah. 2008/278 karar sayılı ilamları ile de mahkum edildiği görülmektedir. Sanığın ismi geçen ancak; ek takipsizlik kararı verilen ve diğer suç türleri ile ilgili dosyalar konumuzla ilgili olmadığından zikredilmemiştir. Yalnız bütün dosyalarda üzerinde durulması gereken iki husus gözlemlenmektedir:
1-Sanığın, işlediği bütün suçlarda eşi, oğlu veya başka bir yakın akrabası ile birlikte hareket etmesi,
2- Sanığın işlediği dolandırıcılık suçlarında, satın alacağını söylediği araçlar için peşin ödeme yapacağı vaadiyle mağdurları kandırıp satışa ikna ettikten ve aracı teslim aldıktan sonra, parasını bankadan çekmekte o an için engeli olduğuna mağduru inandırdıktan sonra, karşılığını ödeme düşüncesinde olmadığı senetleri yahut; düşük ayarlı
altınları kabul etmeye mağdurları ikna etmek suretiyle, anlaşmazlığa hukuki ihtilaf görüntüsü vermek istemesi,
Sanığın hüküm giydiği dolandırıcılık dosyalarındaki iddialara göz atıldığında sanığın, temyiz konusu bu dosyada olduğu gibi, her zaman önceden kurguladığı benzer senaryolarla hareket ettiği görülecektir. Örneğin;
Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/655 karar sayılı kararındaki “Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 18/09/2002 tarih ve 2002/3096 nolu iddianamesi ile; sanıklardan Menderes’in adını C.E.. olarak tanıtarak müştekinin otomobilini parasını peşin olarak vermek üzere pazarlıkla oto pazarında satın aldığı parayı Avanosta vereceğini belirttiği, müşteki ile birlikte Avanosa gittiklerinde parayı bulamadığını belirtip 80 milyon TL para verip ertesi ünlerde göndereceğini söyleyip müştekiyi gönderdiği, birkaç gün içerisinde de müşteki arcını aramaya gittiğinde gittiği evin boş olduğunu, aracında satıldığını öğrendiği, daha sonra aynı aracı sanık Necati’nin de başka soyad kullanarak D. Y.. adlı şahsa sattığı, tüm sanıkların dolandırıcılık suçuna katıldığı bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinden 765 sayılı TCK’nın 503, 522 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmıştır.” Şeklinde özetlenen iddia,
Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/278 karar sayılı dosyasında yer alan; “Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüphelilerin suç tarihinde müştekiden araç almk için girişimde bulunup … plaka sayılı aracı satın aldıkları, aralarında 6500 YTL ye anlaştıkları, protokol düzenledikleri ve bu protokol gereği şüphelilerin 17/12/2007 tarihinde noter aracılığıyla aracı teslim alacakları ve o zamana kadar tüm ödemelerin verilmesi gerektiği, 14/12/2007 günü bu amaçla satış vekelati çıkartılıp Nevşehir’e müştekinin geldiği, şüphelilerin yanlarında nakit para olmadığını, ellerinde toplam parayı karşılayabilecek kadar altı adet bilezik olduğunu , bu bilezikleri tanesi 1000 YTL’den aldıklarını hemen bozdurdukları taktirde 800 YTL’den satılabileceğini, bunu bozmadan emanet vereceklerini daha sonra parayı teslim edeceklerini belirtip aracı teslime müştekiyi ikna ettikleri hatta kapora olarak verilen paradan 100 YTL’nin şüphelilere yakıt parası olarak verildiği, daha sonra toplam 32 gram gelen altınların değerinin düşük ve 14 ayar altın olması nedeniyle müştekinin dolandırıldığını anladığı, şüphelilerin de Savcılık beyanlarında hileli anlatımlarını sürdürüp altınların toplam 4800 YTL edebileceğine dair belge ibraz ettikleri, talimatla altınların kuyumcuya gösterilmesi sonucu toplam değerlerinin 735 YTL olduğu ve böylelikle her iki şüphelinin hileli beyan ve iknalarla müştekinin aracını teslim aldıkları ve üzerlerine atılı suçları işledikleri,” şeklindeki iddianamedeki anlatımlar,
Somut olayımızdaki anlatımla nerdeyse birebir örtüşmektedir.
Bu örnekler ışığında somut olaya tekrar dönersek;
1- Sanık ile oğlu işbirliği içinde hareket etmiştir. Bu işbirliği olayın hikayesi içerisinde çok net şekilde görülmektedir.
2- Sanık, karşılığını ödemeyeceği bir senetle araç alma niyetindedir. Daha açık bir ifade ile dolandırıcılık kastı ile hareket etmektedir. Sanığın bu düşünce ile hareket ettiği hem bu dosyada; hem de sanık hakkındaki diğer dosyalarda kesin olarak görülmektedir
3- Sanık, katılana senet vermeyi pazarlık aşamasında teklif etmiş olsaydı, katılanın ikna olmayacağını bildiği için peşin para vereceğini söylemektedir. Bu bir yalandır. Katılan bu yalana inanarak yola çıkıp, sanığın bulunduğu yere gitmektedir. Sanık bankadan parayı çekemediğini söylemiştir ki, bu da başka bir yalandır. Sanığın ekonomik durumunun iyi olduğu konusunda telkinde bulunması, katılanı senedi kabul etmeyi ve para almaksızın aracını bırakıp gitmeye yönelik ikna senaryosudur. Katılana uzun bir yolculuk yaptırılarak masraf ettirilmesi onun satıştan vazgeçmesini zorlaştırmaktadır. Bütün bunlar, suçun hile boyutunu teşkil etmektedir.
Sanık, olayın en başından itibaren kötü niyetle ve hile kullanarak katılanı, ödeme iradesi olmaksızın verdiği senedi kabule ikna etmiş, onu bu şekilde tuzağa düşürerek anlaşmazlığa hukuki ihtilaf görüntüsü kazandırmak istemiştir
Bu nedenle sanığın eylemi dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Nitekim; sanığın benzer nitelikteki eylemi nedeniyle cezalandırılmasına dair Nevşehir 1. Asliye ceza Mahkemesi tarafından verilen 2008/278 sayılı karar, Dairemizin 10/04/2013 tarih ve 2011/22489 E. – 2013/6647 K. sayılı ilamı ile onanmıştır.
Sonuç olarak; sübut bulan dolandırıcılık suçu ile ilgili mahkûmiyet kararının onanması yerine bozulmasına dair çoğunluk kararına muhalifim.