YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16617
KARAR NO : 2013/2371
KARAR TARİHİ : 11.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Yaralama, Hakaret, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanıkların, katılan …’ya ait Siirt Petrol Seyahat Firmasının … plakalı otobüsün Batman-İstanbul seferini bekledikleri aracın almadan gitmesi üzerine sinirlenerek otobüsü Bismil ilçesine kadar takip ettikleri, yazıhanede … otobüsün şoförünün yanına gidip hakaret ettikleri, otobüsün yoluna devam etmesi üzerine takip edip yolunu kestiği ve otobüs şoförü olan katılan …’e vurdukları, katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaraladıkları, tarafları ayırmaya çalışan otobüs yolcularından katılan …’ı da sanık …’nin yaraladığı, birlikte otobüsün camını kırdıkları ve sanık …’ın 6136 sayılı kanuna aykırılık teşkil eden bıçak ile katılan …’ı yaramaya çalıştığı iddia edildiği olayda;
1)Sanık …’nin üzerine atılı mala zarar verme, kasten yaralama ve hakaret suçları yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında hakaret suçundan dolayı kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nın 125/1,125/4,62,52 maddeleri uyarınca 1.740,00 TL adli para cezasına hükmedilmesinden sonra paraya çevrilmeye ilişkin yeni bir paragrafa yer verilerek 3.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesinin maddi hata olduğu ve hüküm fıkrasının bu sanıkla ilgili B-2-3 numaralı bölümünün 7.paragrafında yer alan bu hatanın mahallinde düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanık …’nin üzerine atılı mala zarar verme,kasten yaralama, 6136 sayılı kanuna mualefet ve hakaret suçları yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
a) 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebi için yapılan incelemede;
5271 Sayılı CMK’un 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’un 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
b)Mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebi için yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
c)Kasten yaralama ve hakaret suçlarından dolayı kurulan hükümlere yönelik temyiz talebi için yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5271 sayılı CMK’nun 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı, sanığın sabıkasız olduğunun anlaşılması, yaralama ve hakaret suçunda dosyaya yansıyan, katılan tarafından ileri sürülmüş ve belgelendirilmiş giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar bulunup bulunmadığının katılandan sorulup bir saptama yapılmadan ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanığın işlemiş olduğu yaralama ve hakaret eylemlerinden dolayı “zarar giderilmediği” biçimindeki yetersiz gerekçe ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan dolayı kurulan hükümde yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat oluşturduğu belirterek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının geri bırakılmasına karar verildiği halde CMK’nun 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.