YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1676
KARAR NO : 2013/20815
KARAR TARİHİ : 24.12.2013
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, yanında kimliği saptanamayan bir şahıs ile birlikte şikayetçinin işlettiği cep telefonu bayiine gittiği, müştekiden önce Turkcell cep telefonu hattı istediği, bilahare tezgahtaki cep telefonlarının fiyatlarını sorduğu, şikayetçinin de incelemesi için şüpheliye 1 adet Nokia 3200 marka ve 1 adet de Nokia 7250 marka olmak üzere 2 adet cep telefonlarını sim kartları ile birlikte verdiği, sanığın telefonları eşine göstereceğini beğenirse alabileceğini söylemesi üzerine şikayetçinin de bu teklifi kabul ettiği, sanığın 2 adet telefonu alıp olay yerinden ayrıldığı, sanığın telefonları iade etmediği gibi parasında ödemediği anlaşılmakla, atılı suçun sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-Sanık hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan hüküm kurulurken TCK 155/1 olan uygulama maddesinin gösterilmemesi,
2-5237 sayılı TCK’da cezaların içtimasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve 5275 sayılı Kanunun 99. maddesinin “hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar” hükmünü içerdiği gözetilmeden, hapis cezasından çevrili adli para cezası ile doğrudan verilen adli para cezasının toplanarak bir bütün halinde adli para cezası tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün 1. fıkrasına “TCK’nın 155/1. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi ve hükümden cezaların toplanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.