YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16770
KARAR NO : 2014/2731
KARAR TARİHİ : 17.02.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/189287
MAHKEMESİ : İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/10/2009
NUMARASI : 2009/223 (E) ve 2009/676 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay CGK’nın 28/05/2013 gün ve 2013/1-238 Esas ve 2013/271 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, müştekiye davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulmaması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilemeyeceği, ayrıca sanığın cezalandırılmasını isteyen ve şikayetçi olan müştekinin davaya katılması hususunda bir karar verilmemiş ise de; müştekinin, 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanık hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek ve tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanla uzun yıllar önce tanıştığı, katılanın işsiz olduğunu sanığa söylemesi üzerine sanığın, J..K.. İzmir Hipodromu’nda tanıdıklarının olduğunu, kendisini işe yerleştirebileceğini söylediği, ertesi gün katılanı arayarak, müdürle konuştuğunu, kendisini işe alacağını, bunun için müdürün 1.000 TL istediğini söylediği, katılanın bu parayı temin ederek eşi F..Ş..’in ve arkadaşı Bülent isimli kişinin yanında sanığa teslim ettiği, sanığın, kendisinden haber beklenmesini istediği, iki gün sonra arayarak, müdürün parayı az bulduğunu, 1.200 TL daha para istediğini söylediği, katılan, bu kadar para bulamayacağını ifade ettikten sonra, kendisini kulübün personel müdürü Dinçer olarak tanıtan bir kişinin, katılanı telefondan arayarak, işe yerleştirme için biraz daha para vermesi gerektiğini söylediği, katılanın bu kez dışardan borçlanarak parayı temin edip sanığa verdiği, iki gün sonra tekrar arayan sanığın, işinin olduğunu, onay beklediğini belirttiği, ertesi gün tekrar arayarak, kendi işiyle uğraşan birinin Ankara’dan geleceğini, 750 TL olan uçak bilet masrafının karşılanması gerektiğini, bu parayı, Şirinyer’de bulunan Ş.. Cafe isimli işyerinde çalışan Hasan isimli kişiye zarf içinde bırakmasını, üstüne de, “Sinan Bey’e verilmek üzere” yazmasını istediği, katılanın parayı zarfa koyup üstünü belirtilen şekilde yazarak ilgili kişiye bıraktığı, sanığın, bu arada, arkadaşı tanık S..A.. isimli kişiye, kendisinin işi olduğunu, bir yerden alacağı para olduğunu, gidip almasını istediği, bu kişinin de giderek parayı zarfın içinden teslim alarak sanığa verdiği, sanığın, ertesi gün tekrar arayarak, 24/12/2008 tarihinde iş başı yapacağını, ama son olarak 1.000 TL daha para istediklerini söylediği, sanığın, parayı Sinan isimli birinin gelip kendisinden alacağını söylediği, katılanın temin edebildiği 600 TL parayı arkadaşı Abdulcelil ile birlikte gelen kişiye teslim ettiği, Sinan’ın da aldığı parayı yine sanığa verdiği, sanığın daha sonra tekrar para istediği, katılanın 100 TL parası olduğunu söylediği, katılanın, bu parayı da sanığın gönderdiği Özkan isimli kişiye verdiği, katılanın daha sonra sanığa ulaşamadığı, katılan yaptığı araştırmada, kendisi için bir iş başvurusu bulunmadığını, ilgili kulüpte Dinçer isimli bir müdürün olmadığını anladığı, sanığın eşi ve annesinin, şikayet olunması halinde sanık aleyhine tanıklık yapacağını belirttikleri, böylece sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır. Somut olayda, sanığın, iş arayan katılana yönelik hileli hareketler sergileyerek değişik zamanlarda birden fazla kez haksız menfaat temin ettiği, bu paraları alırken de, değişik kişileri vasıta olarak kullandığı, personel müdürü diye tanıtarak başkalarının katılanı aramasını sağlamak suretiyle menfaat temin ettiği, katılanın aşamalarda değişmeyen iddiasının tanık S..B..ıyla doğrulandığı, maddi durumu iyi olmayan ve zaten dışardan borç alan katılanın, sanığa borç para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, toplanan delillerin karar vermeye yeterli olduğu, Hasan isimli kişinin dinlenmesi ile katılan tarafından iş başvurusu için hazırlanan belgelerin getirtilmesinin sonuca bir etkisinin bulunmayacağı, toplanan delillere göre, zincirleme dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğu dikkate alınarak, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 157/1 ve 43/2 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, sanığın, katılandan borç aldığı, bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, müştekinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.