Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16774 E. 2014/10608 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16774
KARAR NO : 2014/10608
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların baba oğul oldukları, birlikte hareket ederek, katılanın açık oto pazarında satışa çıkardığı, 07 CCG 48 plakalı motorsikleti 1700 TL’ye satın alma hususunda anlaştıkları, bankadan bir hafta on gün içerisinde kredi çekeceklerini, kredi işlemi sonuçlanıncaya kadar, senet kabul etmesi halinde motorsikleti alabileceklerini, market işlettiklerini söyleyerek, katılanı kısa süre önce kiralayıp kısa süre sonra kapatıp gittikleri markete getirdikleri, katılanı güvenilir kişi olduklarına inandırarak senet kabul etmesini sağladıktan sonra, sanık …’ın 1,700 TL meblağlı senedi düzenleyerek katılana verdiği, senedin vade günü gelmeden motosikleti başkasına satıp, marketi boşaltarak ortadan kayboldukları olayda; sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanıklara fazla ceza tayini,
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık … hakkında tayin edilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği halde, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanıklar hakkındaki hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün” , “50 gün” ve “1000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “5 gün” , “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmek ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, 5237 sayılı TCK’nın “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenmek ve sanık … hakkındaki hüküm fıkrasının 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafının sonuna “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.