Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16808 E. 2014/2800 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16808
KARAR NO : 2014/2800
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri

ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Mülkiyeti katılana ait olan üzüm işletme ve soğuk hava deposunu sanığın kiralayarak kullandığı, kira sözleşmesi öncesinde katılanın, tesisinin kullanılmasından dolayı meydana gelebilecek maddi hasar ihtimaline karşı sanıktan keşide tarihi bulunmayan, 100.000 TL bedelli ve üzerinde teminat olarak verildiği belirtilen çeki aldığı, çekin, sanığın babası … tarafından düzenlendiği; ancak sanık tarafından katılana verildiği, kira süresinin sonunda sanık tarafından tahliye edilen tesiste yapılan incelemede; 73000 TL değerinde hasarın ve ödenmemiş elektrik ve su faturalarının bulunduğunun belirlendiği, sanığın babası olan …’ün, söz konusu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını öne sürdüğü, sanığın da söz konusu tesise hiç bir şekilde zarar vermediğini, katılana da karşılıksız çek veya senet vermediğini belirttiği, söz konusu çek, kira sözleşmesi ile tahliye taahhütnamesi üzerine yapılan kriminal inceleme neticesinde düzenlenen raporda; katılana teminat olarak verilen çek ile kira sözleşmesi üzerinde bulunan imzaların sanık … eli mahsulü olduğunun tespit edildiği, kira sözleşmesinin sanığın kendi şirketi adına kendisi tarafından imzalandığı; tahliye taahhütnamesi altında ise sanığın babası olan …’e ait şirketin kaşesinin bulunduğu; ancak sanık tarafından imzalandığı, bu şekilde sanığın resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ve banka aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına, ekspertiz raporlarına tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; …Noterliğince düzenlenen imza sirkülerine göre; sanığın, babasına ait olan … Gıda Tarım Taşımacılık Limited Şirketinin, 28.12.2004 tarihinden itibaren 5 yıllığına müdürü olarak seçildiği, şirketi de münferiden temsil etmeye yetkili kılındığı, söz konusu şirket adına katılana ait üzüm işletme ve soğuk hava deposunu kiraladığı ve buna ilişkin olarak noterde düzenlenen kira sözleşmesini imzaladığı, ticari bir tesisin kiralama işlemine dayanan hukuki ilişki sürecinde sanığın katılana yönelik hileli davranışta bulunarak haksız menfaat temin ettiğine

veya bu ticari ilişki kapsamında herhangi bir belgeyi sahte olarak düzenlediğine dair delilin bulunmadığı gibi buna ilişkin iddianın da söz konusu olmadığı, yargılama konusu olan ve keşide tarihi bulunmayan çekin sanık tarafından katılana teminat olarak verildiği hususunda herhangi bir tereddütün bulunmadığı ancak, sanığın yetkilisi olduğu şirket adına çeki düzenlediği, çekin sahte olduğu hususunda katılanın iddiası dışında herhangi bir tespitin bulunmadığı, bu şekilde sanık tarafından varlığı inkar edilmeyen çekin teminat olarak katılana verilmesi şeklinde gerçekleştirdiği eyleminde suç kastının bulunduğuna dair somut ve inandırıcı bir delilin elde edilemediği, sanığın hukuka uygun bir şekilde kiraladığı tesisi kullandıktan sonra tahliye ettiği, katılanın da söz konusu tesisin sanık tarafından kullanıldığı dönemde maddi zarar gördüğünü iddia ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu, dolandırıcılık suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.