Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16812 E. 2013/18138 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16812
KARAR NO : 2013/18138
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
22.11.2006 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “2006 yılı ürünü …dane mısır… üreticilerine destekleme primi ödenmesine “ilişkin 2006/50” nolu uygulama tebliği çerçevesinde sanıkların, gerçekte mısır üretimi yapmadıkları dolayısıyla mısır ürünü satmadıkları halde, hakkında 12.03.2008 tarih ve …6 sayılı
vergi Tekniği Raporu düzenlenen ve 25.08.2006 tarihinden itibaren düzenlediği tüm belgelerin sahte olduğu ileri sürülen …’te faaliyet gösteren …… Ltd. ticari ünvanlı şirketten alınan müstahsil makbuzları ve ilgili belgelerle İl Tarım Müdürlüğüne müstakilen başvurup belirli miktarlarda destekleme primlerini almaları eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Taşınmazlarda mısır ekimleri yaptıklarına dair İl Tarım Müdürlüğü görevlileri, muhtar ve ilgili sanığın imzalarını havi arazi ürün tespit formaları ile bu tutanakları doğrulayan tanık beyanları karşısında; sanıkların ürünlerini satarlarken alıcı firmanın ticari faaliyetinin gerçek olup olmadığını denetleyebilecek durumda bulunmadıkları da nazara alındığında, mahkûmiyetlerine yeter derecede kuşkudan uzak yeterli delil bulunmadığından beraatlerine karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
I)“Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında verilen “beraat” kararlarına yönelen katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, alınan beraat hükümlerinin ONANMASINA,
II) “Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanık … hakkında verilen “beraat” hükmüne yönelen katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde:
Sanığın hüküm tarihinden önce 05.04.2009 tarihinde vefat ettiği dosyaya intikal eden 25.05.2009 tarihli nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1.maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.