Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17238 E. 2013/18993 K. 03.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17238
KARAR NO : 2013/18993
KARAR TARİHİ : 03.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık … …’in, diğer sanık …’ın İş Bankası … Şubesindeki hesabına ait 3172314 numaralı çeki 12.3.2006 keşide tarihli ve 7800 TL bedelle düzenleyerek aldığı akaryakıt karşısında … Petrol Ltd. Şti. yetkilisi katılan …’e, 3164949 numaralı çeki de 13.3.2006 keşide tarihli ve 8.950 TL bedelle düzenleyerek aldığı inşaat malzemesi karşılığında katılan …’a verdiği, çeklerin tanzim edilmesinden sonra sanık …’ın 20.2.2006 tarihinde 5 Ocak Polis Merkezine müracaat ederek suça konu çeklerinde aralarında bulunduğu 25 adet çekin aracından çalındığını ileri sürerek bankaya ödemeden men talimatı vererek çeklerin karşılıksız kaşlmasını sağladığı, böylelikle sanıkların birlikte hareket ederek sahte çeklerle haksız menfaat temin ettikleri iddia edilen olayda,
1-Sanık … … hakkında katılan … ve katılan … …’a karşı işlediği resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık …’in, Osman Kemal’in hesabına ait 3172314 numaralı ve 7800 TL bedeli çeki düzenleyerek veya başkalarına düzenleterek 15.02.2006 tarihinde aldığı akaryakıt karşılığında katılan …’in yetkilisi olduğu … Petrol Ltd. Şti’ne verdiği, bu çekle ilgili aynı tarihte tahsilat makbuzu düzenlendiği, suça konu 3164949 numaralı ve 8950 TL bedelli çeki ise, aldığı inşaat malzemesi karşılığında katılan … …’a verdiği, sanığın suça konu çeklerin karşılığını ödemeyerek haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, atılı suçların sübut bulduğuna yönelik kabul ve uygulamada bir isabetsizlik görülmemiştir.
Katılan … vekilinin 13.04.2006 tarihli şikayet dilekçesinde suça konu çekin veresiye alınan akaryakıt karşılığında verildiğinin ileri sürülmesine rağmen, katılan …’in, sanığın akaryakıt istasyonuna gelerek akaryakıt alıp karşılığında iki adet …’a ait çeki verdiğini ve karşılıından akaryakıtı aldığını çeklerden bir tanesi üzerinde yazılı vadeden yaklaşık 10 gün sonra sanık tarafından nakit olarak ödenerek sanığa iade edildiğini 7.800 TL değerindeki çekin ödenmediğini bildirmesi, katılana ait … Petrol Ltd. Şti’de çalışan ve akaryakıtı
sanığa satıp şuça konu çeki alan tanık … 21.10.2008 tarihli duruşmada,” sanık …’in akaryakıt
istasyonundan sürekli olarak akaryakıt aldığını, olay tarihinde de akaryakıt alıp çek verdiğini, çeki alarak karşılığında 15.02.2006 tarihli tahsilat makbuzunu bizzat düzenlediğini” beyan etmesi karşısında, suça konu çekin akaryakıt alındığı anda verildiği, önceden doğmuş borca karşılık tanzim edilmediği anlaşılmakla, bu nedenle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında katılan …’e karşı işlediği dolandırıcılık suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık … tarafından suça konu çekin katılan …’in yetkilisi olduğu … Petrol Ltd. Şti’den 15.02.2006 tarihinde alınan akaryakıt karşılığında kullanılması ve sanık …’in 06.01.2009 tarihli duruşmada savunmasında ” Büyükşehir Belediyesi ASKİ’den iş aldığını, alacaklarının zamanında ödenmeyince paraya ihtiyacı olduğunu, … ‘in de … Belediyesinden iş aldığını ve O’na da iş makineleri temini konusunda yardımcı olduğunu, …’ın kendisine hatır çeki verebileceğini söylediğini, yanında çalıştığını bildirdiği …’a ait 4-5 adet çek verdiğini, … bu çekleri huzurda doldurup imzaladığını, daha sonra bu çeklerden iki tanesini … petrole verdiğini ve karşılığında akaryakıt aldığını” beyan etmesi, sanık …’ın ise, suça konu çeki diğer 25 adet çek ile birlikte 20.02.2006 tarihinde aracından çalındığını ileri sürmesi ve çekteki imzaların sanık …’ın el ürünü olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edilmesi karşısında, gerçeğin şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından; tanık … ‘in yeniden çağrılarak, suça konu çekin, ne zaman ve kim tarafından tanzim edilerek sanık …’e verildiği, teminat olarak verilip verilmediği, bu esnada diğer sanık …’ın hazır bulunup bulunmadığı sorularak konunun açıklığa kavuşturulması, sanık … tarafından akaryakıt alımında kullanılan çekten dolayı sanık …’ın, nasıl ve ne şekilde menfaat sağladığına, diğer sanıkla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğine dair somut delillerin ortaya konulması, çalınan çeklerle ilgili olarak yürütülen soruşturma akıbetinin araştırılması, buna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.