Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17259 E. 2014/9779 K. 20.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17259
KARAR NO : 2014/9779
KARAR TARİHİ : 20.05.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/176985
MAHKEMESİ : Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/11/2009
NUMARASI : 2009/290 (E) ve 2009/225 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın “www.G….B…Com//İddia-Bayilik şartları” isimli sitede 20.08.2009, 28.08.2009, 29.08.2009, 30.08.2009 tarihlerinde “İddia Bayiliği verilir” şeklinde ilan verdiği, ilanlara kendi cep telefonu numarasını irtibat için yazdığı, sanığın beyanına göre 4-5 kişinin telefonla arayarak bayilik almak istediklerini söyledikleri, görüşen kişilere sanığın kendisini Hakan ismiyle tanıtarak bayilik formu için 250 TL’yi Samsun Garanti Bankası Şubesinde M. U. isimli şahsın adına kartsız işlem yapılmak üzere havale edebileceklerini söylediği,
Ancak herhangi bir havale yapılmadığı, sanık tarafından verilen ilanları fark eden G.. M.. Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca B….. M…. B. B. A. görevlendirilerek sanıkla telefon görüşmesi yapıldığı, sanığın “Eğer bir bayilik istiyorsa 250 TL, iki bayilik istiyorsa ilk etapta başvuru bedeli olarak 500 TL’ yi elden veya M. U. adına Garanti Bankasındaki kartsız işlem hesabına yatırmasını” söylendiği, bunun üzerine müşavir tarafından paranın elden verileceği belirtilmesi üzerine sanığın parayı Samsun’da Tekel Sapağı olarak bilinen yerde alabileceğini belirttiği, Teşkilat Başkanlığınca konunun Samsun Emniyet Müdürlüğüne bildirildiği, görevli ekipçe buluşma yerinde tertibat alındığı ve sanığın yakalandığı anlaşılan somut olayda; dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için aldatıcı nitelikte hile kullanılması gerekmekte olup Spor Toto Teşkilat Genel Müdürlüğü çalışanlarının iddia bayiliğinin sadece kendi kurumları tarafından verildiğini bilmeleri ayrıca sanığın eyleminden zarar gören bulunmaması dikkate alınarak hile unsurunun henüz gerçekleşmemesi nedeniyle sanığın beraatına karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.