YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17290
KARAR NO : 2014/10090
KARAR TARİHİ : 21.05.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/190080
MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16/11/2009
NUMARASI : 2009/67 (E) ve 2009/812 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Nazilli ilçesinde kuaförlük yapan sanık Ergün’ün, dükkanına müşteri olarak gelip gitmesi nedeniyle tanıdığı diğer sanık D. evlenmek istediğini bildiği katılan ile tanıştırdığı, tanıştırırken sanık D.’ adının K. olduğunu söylediği, sanıklar ve katılanın bir parkta oturduktan sonra katılanın evine gittikleri, sanık D. katılana evini beğendiğini, yalnız yaşayan biri olmasına rağmen temiz biri olması nedeniyle kendisi ile evlenebileceğini söyleyerek katılanın evinden ayrıldığı, bir süre telefonla görüştükten sonra sanık D., katılana damatlarının bu işe rıza göstermesi için bir takım ziynet eşyaları alması gerektiğini söylemesi üzerine, katılan ile çarşıda buluştukları, kuyumcudan 4 adet burma bilezik, 2 adet Cumhuriyet altını aldıkları, başka bir mağazadan sanık D. kıyafet aldıkları, sanık D. acıktığını söylemesi üzerine bir lokantaya girdikleri, sanık D. elini yıkacağını söyleyerek lavaboya gittiği, geldiğinde bir kutuda bulunan altınları “sen de dursun” diyerek katılana verdiği, sonrasında bir yakınını görüp
geleceğini söyleyerek katılanın yanından ayrıldığı, katılana geleceğini söylediği halde ortadan kaybolduğu, katılanın kutuda bulunan altınlara baktığında sahte olduklarını anladığı olayda, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda;
1-Sanık D.. G.. (K.) hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin ve katılanın temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
a-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
b-Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca aynı kanunun 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
c-5237 sayılı Kanun’da adli para cezasının ertelenmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, hükmolunan adli para cezasını da kapsar şekilde cezanın ertelenmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık D.. G.. (Karataş) müdafi ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün” ve “600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ve adli para cezasının ertelenmesine ilişkin kısımların hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık E.. A.. hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın savunmasında, dükkanına müşteri olarak gelmesi nedeniyle tanıdığı sanık D. kendisine adının K. olduğunu söylemesi nedeniyle sanığı K. olarak tanıdığını, katılan ile sadece tanıştırdığını beyan etmesi karşısında, savunmasının aksine diğer sanık D. ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğine dair müsnet suçtan mahkumiyetine yeter nitelikte, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yasal olmayan gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.05.2014 tarihinde sanık Durdu yönünden oybirliğiyle; Karşı oy;
Sanık D., kuaförlük yapan sanık E. müşterisi olduğu, bu nedenle E. tarafından iyi tanındığı,
Sanık E., evlenmek istediğini bildiği katılana “benim dükkanda evlenmek isteyen temiz bir bayan var” diyerek onu katılan ile tanıştırdığı,
Tanışma esnasında sanık D., kendisini katılana K. olarak tanıttığı,
Ertesi gün sanık D.tarafından dolandırılan katılanın, sanık E. araması üzerine; . tarafından kendisine “K. tanımadığı, sadece akrabalarını tanıdığı” şeklinde cevap verilip katılana yardımcı olunmadığı,
Şeklinde gerçekleştiği dosya içeriğinden anlaşılan olayda;
Sanık E.; çok iyi tanıdığı D. temiz bir bayan olduğuna katılanı ikna etmesi, D. kendisini “K..” olarak tanıtmasına itiraz etmemesi, olaydan sonra katılanın kendisinden yardım istemesi üzerine de; onu tanımadığını, sadece akrabalarını tanıdığını söyleyerek katılan ile ilgilenmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanık E.’ün isnat edilen dolandırıcılık suçunu birlikte işlediği açıkça görülmektedir.
Bu nedenle; sanık E. hakkındaki mahkumiyet kararının da onanması gerektiğini düşündüğümden; sayın çoğunluğun sanık E. ile ilgili bozma kararına karşıyım.