YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17310
KARAR NO : 2014/9876
KARAR TARİHİ : 20.05.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/197958
MAHKEMESİ : Bolu Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/06/2010
NUMARASI : 2010/17 (E) ve 2010/128 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, Bolu Belediye Başkan yardımcısı olarak görev yapan İ.. A..’ı telefonla arayarak kendisini başkomiser M. Ç. olarak tanıttığı ve kaza yapan bir şahıs için yardım topladıklarını, Bolu Valiliği’nin 500,00 TL yardım yaptığını belirtip, belediye başkanlığınca da 350,00 TL yardım yapılmasını
talep ettiği, İ.. A..’ın belediye adına yardım yapmayı kabul etmesi üzerine sanığın, kendisinin görevli olması nedeniyle kaza geçiren Mehmet isimli kişiyi göndererek parayı aldıracağını ifade ettiği, durumdan şüphelenen İ.. A..’ın Bolu Emniyet Müdürlüğü’nü arayarak, M. Ç. isimli bir başkomiser olmadığını öğrenmesi üzerine, sanığın yakalanması amacıyla Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü olan N.. A..’a emniyete haber vererek 350,00 TL hazırlaması ve paraların seri numaralarını alması hususunda talimat verdiği, aynı gün sanığın yardım parasını almak için Bolu Belediye Başkanlığı’na, N.. A..’ın yanına gelmesi üzerine, daha önce hazırlanmış ve seri numaraları alınmış 350,00 TL paranın sanığa teslim edildiği, paraları alan sanığın odadan çıktığı sırada polisler tarafından cebindeki paralarla birlikte yakalandığı şeklindeki somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mağdur konumundaki belediye başkanlığının, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 13 ve 14. maddelerinden kaynaklanan muhtaçlara nakdi yardım yapma şeklinde doğrudan ve süreklilik arzeden kamusal bir görevinin olmadığı ve bu kapsamda sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/05/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.